|

IX. Cumalı Buluşması medyanın sorunlarının tartışıldğı panelle sona erdi
Haber ve fotoğraflar: Urla Bld. Basın Bürosu
Urla Belediyesi ve Necati Cumalı Kültür ve Sanat Derneği’nin işbirliği ile bu yıl 9. gerçekleştirilen “Cumalı Buluşması” 13 Ocak 2010 Çarşamba günü Urit Sosyal Etkinlikler Salonu’nda düzenlenen panellerle sona erdi. Panele Urla Belediye Başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu ve eşi Feyza Karaosmanoğlu, İzmir eski Milletvekili Türkan Miçooğulları, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sanat Danışmanı Haluk Işık başta olmak üzere çok sayıda seçkin konuk dinleyici olarak katıldı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Urla Belediye Başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu etkinliğe katılan panelistlere ve dinleyicilere hoş geldiniz diyerek “Roman, öykü, şiir, deneme gibi edebiyatın pek çok dalında eserler vermiş olan Necati Cumalı, Türk dilinin doğru kullanılması konusunda da büyük hassasiyet taşımaktaydı. Bu hassasiyeti O’nu gazetelerin kültür sanat sayfalarını düzenlemeye götürmüş ve Cumalı ilk kez Ulus Gazetesi’nde kültür sanat sayfasını yapmaya başlamıştır. Bunun akabinde Cumhuriyet, Milliyet, Vatan gibi gazeteler makaleleri yayınlanmıştır. Bu makalelerine de “Ey Demokrasi Senin İçin” adlı kitabında yer vermiştir. Bu yıl Cumalı’nın gazetecilik yönünden yola çıkarak hazırladığımız etkinliğimizde hem Cumalı’yı anmak hem de Türkiye’de medyanın ve yerel durumu ve sorunları, basın özgürlüğü gibi konuları da irdelemek istedik. Bilindiği gibi medya toplumun gören gözü, duyan kulağı ve konuşan dilidir. Bu kadar önemli bir görevi olan medyanın pek çok önemli sorunu da bulunmaktadır. Türkiye’deki medyanın bugünkü durumu, yerel basının yaşadığı sorunlar, basın özgürlüğü gibi konuları aramızda bulunan değerli basının mensupları ile masaya yatıracağız, çözüm için neler yapabiliriz tartışacağız” dedi.
Yerel basının sorunları tartışıldı Saat 13.00’de başlayan ve “Yerel Medyanın Durumu” konulu panele panelist olarak Gazeteci Yazar Öcal Uluç, İzmir Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler İl Müdürü Ercan Doğu ve İl Genel Meclis üyesi ve gazeteci Seyfettin şen katıldı. İl Genel Meclis Üyesi ve gazeteci Seyfettin Şen’in panel başkanlığı yaptığı oturumda ilk konuşmayı gazeteci yazar Öcal Uluç yaptı. Medyanın demokrasinin olmazsa olmazlarından biri olduğunu vurgulayarak konuşmasına başlayan Öcal Uluç, “Siyaset -ki içinde yasama ve yürütmeyi barındırır- yargı ve basın. Bu üç ayak demokrasiyi oluşturur. Bunlardan birinin sallanması demokrasinin sallanmasıdır” dedi. 212 sayılı basın kanunundan bahseden Uluç, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanır. Bunun nedeni 10 Ocak 1961 yılında Milli Birlik Komitesi’nce basın yasasının hazırlanması ve hazırlanan bu yasanın kanunlaşmasıdır. Yasa gazetecilerin haklarını korumakla ilgilidir ki yasanın kanunlaştığı gün 7 büyük gazete çıkmamıştır. Gazete sahipleri çıkmasını istememiştir. O nedenle 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanmaktadır. Ancak, o günden bu güne 212 sayılı yasaya özlük, sosyal, gazeteci güvenliği hakları ile ilgili bir kelime dahi ilave edilmemiştir. Gazetecilerimizin batılı gazetecilerin sahip olduğu haklara kavuşmadığı sürece gerisi teferruattır” dedi.
İzmir Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler İl Müdürü Ercan Doğu, konuşmasında Türk basınının sorunlarından çok, basının haber kaynakları ile ilişkileri ile bu ilişkilerde yaşanan sorunlarına değindi. Basın danışmanı veya müşavirlerinin görev yaptıkları kurumun yanlış, doğru gitmeyen, iş ve işlemlerini kamuoyundan saklamak değil, olaylara sakin ve doğru yaklaşımlar ortaya koyarak kamuoyunun gerektiği kadar ve doğru bilgilendirilmesi olduğunu vurgulayan Doğu, son yıllarda özellikle sivil toplum kuruluşları ve belediyelerin basın bürolarından haber sevisi yapılmasını da doğru bulmadığını da dile getirdi. Son günlerde iyi konuşan, iyi iletişim kuran kişiler eğitimleri ne olursa olsun Basın ve Halkla İlişkiler Danışmanı olarak görev yapmalarından büyük rahatsızlık ve kızgınlık duyduğunu belirten Doğu, “Bir işi o konuda eğitim almış işi bilen kişiler yapmalıdır. Son günlerde Basın ve Halkla İlişikler Danışmanlığı çok popüler olmuştur. Herkes Basın ve halkla İlişkiler danışmanıdır. Oysaki bir Basın ve Halkla İlişkiler Danışmanlını konuşma ve yazı dilini çok iyi kullanabilen, kurum kimliğini iyi taşıyan, erişebilir olan, özel haber konularına saygı duyan, kimseye ya da hiçbir basın kuruluşuna ayrıcalıklı davranmayan, tüm basın mensuplarına aynı mesafede bulunan kişiler olmalıdır” dedi.
Yerel basının sorunlarının tartışıldı ve İl Genel Meclis Üyesi ve gazeteci Seyfettin Şen’in başkanlık yaptığı panel sonunda kısa ara verildi. Türkiye’de medyanın durumu ortaya kondu
Kısa aranın ardından etkinlik “Türkiye’de Medyanın Durumu” konulu panelle devam etti. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel’in başkanlık yaptığı panele panelist olarak Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ümit Zileli, Cumhuriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Serdar Kızık, Akşam Gazetesi Yazarı Nagehan Alçı ve Yenigün Gazetesi Yazarı Hasan Tahsin Kocabaş katıldı.
Kadın medyada belli alanlara sıkıştırılmış İlk konuşmayı Akşam Gazetesi Yazarı Nagehan Alçı yaptı ve Alçı konuşmasında kadının medyadaki yeri konusunda konuşma yaptı. Nagehan Alçı, “Kadın medyada var ama yok. Yönetim kadrosuna baktığımızda kadınları buralarda göremiyoruz. Belli alanlara hapsolmuştur kadınlar. Kadınlar köşe yazarlığı yapıyorlar ancak bu köşelerinde ya çiçeklerden böceklerden bahsediyorlar ya da yemek tarifleri veriyorlar. Bazı mekanlarda da kadınları görüyoruz. Vitrin olarak kullanılıyorlar. Arka sayfa güzeli gibi. Bu alanlar dışında yer alan kadınlar da erkekleşmiş kadınlardır” dedi. Medyanın içindeki kadının yanı sıra medyanın kadına bakışı konusuna da değindi.
Bugün en ciddi sorun oto sansürdür Kadını öteleyen, ikinci sınıf vatandaş olarak gören kadın köşe yazarlarının da var olduğunu vurgulayarak konuşmasına başlayan Cumhuriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Serdar Kızık, “Medyanın halini konuşmaya önce memleketin halini anlatarak başlayalım. Başbakana bakılırsa bugün konuşulmayan konular konuşulmaya, dokunulamayan yerlere dokunulmaya başlanmıştır. Doğru, her şey konuşuluyor ancak konuştukları için Mustafa Balbay gibi kişiler içeri atılıyor. Korku imparatorluğu yaratılıyor. Bugün medya için en ciddi konulardan bir tanesi oto sansürdür. Bugün medyada yandaş olmayan, tetikçi olmayan, iktidarla bağı olmayan insanların önemli bir bölümü oto sansürle susturulmuştur. Bunlar başlarına bir şey gelebilir diye yazmaktan konuşmaktan çekinmektedirler. İşte böyle bir demokrasi vardır Türkiye’de. Türkiye’deki demokraside on binlerce insan dinlenmekte, izlenmektedir. Kendilerini aydın diyenler kanaldan kanala gezerek ülkenin iyiye gittiğini her şeyin olumlu olduğunu göstermeye çalışanlar var. En kötüsü de böylesine olumsuz bir tablo olmasına karşın Türk halkına Türkiye’deki demokrasinin gelişmişliğinin, ufkunun açılmışlığının sahtekâr bir şekilde pompalanmasıdır” dedi.
Muhabirlik yapmayan köşe yazarlığı yapamaz Yenigün Gazetesi Yazarı Hasan Tahsin Kocabaş, “Türkiye basınında kadınların ne kadar olduğunu hiç düşünmedim. Ama Türkiye basınında bırakın kadını adam sorunu var” diyerek basının medyalaştığından beri sorun yaşadığını dile getirdi. Bugün basının en büyük sorunu basın kuruluşlarının basın mensuplarının elinde olmamasından kaynaklandığını vurgulayan Hasan Tahsin Kocabaş, “Bugün köşe yazmak çok kolay. Aylık 2 bin lira getiren, arkasına sağlam iki kişi bulan köşe sahibi olabiliyor. Adamın Türkçesine, ne söylediğine bakılmıyor. Kimse sorgulamıyor, tam tersine itibar görüyor. Bugün İzmir’de kendi yazmadığı başkasına yazdırdığı halde benim önümde itibar gören köşe yazarları var. Muhabirlik yapmadan köşe yazarlığı nasıl yapılabilir? Sadece ihtisas sahibi olarak yapılabilir. Haber yapacaksın, gazeteciliğin temeli muhabirliktir. Muhabirlik yapmayan köşe yazarlığı nasıl yapar” dedi. Kocabaş, “İzmir’de her şeye rağmen özgürüz, ben özgürce yazabiliyorum. TMSF el koyduğunda bile ben özgürce konuşabilmiştim. Dokunmadılar bana. Bana dokunanlar benim meslektaşlarım oldu” dedi. Ülkenin içinde bulunduğu duruma Atatürk’ten sonra gelen basiretsiz yöneticilerin sebep olduğunu belirten Kocabaş, “Atatürk’ün ölümden sonra görev yapan başbakan, bakan, milletvekili, vali, belediye başkanı hiçbirini rahmetle anmıyorum. Çünkü Atatürk medeni bilgiler adlı kitabı yazmış bırakmış. Ancak buna rağmen gelinen durumu görüyoruz. Türk Tarih Kurumu bu kitabı günümüz Türkçesine çevirmedi bile” dedi. Kocabaş konuşmasını yerel basına destek olunması için herkesin evine yerel gazete ve televizyonları sokmaya çalışmasını ve beğenmediklerine de tepkisini göstermesi gerektiğini dile getirerek sona erdirdi.
Basının sorunu medyalaşmasıdır Panelde son olarak Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ümit Zileli söz aldı ve basının 90’lı yıllara kadar önemli bir güç olduğunu ancak bu yıllardan sonra basının medyalaştığını ve sermayenin eline geçtiğini dile getirerek “1990’lı yıllara kadar Türkiye’de basın 4. güç olarak adlandırılırdı. Basın bir güçtü. Demokrasilerde olması gerektiği gibi. Daha doğrusu o zaman medya değil basındı. Bizim basınımız 90’dan sonra medyalaştı. Neden medyalaştılar. Çünkü gazeteci patronlar pes ettiler ve bırakmak zorunda bırakıldılar. Böylece sermayenin eline geçti. Güçlerin medyasına geçildi. Medyanın gücü güçlerin medyasına döndü. Şimdi de iktidar karteline ulaştı. İktidarın tetikçileri, iktidarın silahşörleri oldular” dedi. Yaşanan sürecin sivil darbe süreci ve gelinecek noktanın belli olduğunu her fırsatta dile getirdiğini söyleyen Ümit Zileli, “Yaşadığımız süreç sivil darbe sürecidir ve bunun gideceği nokta bellidir. Dinci faşizm. Bunun dibi yoktur diye defalarca bahsettim. Yapılmak istenen dışarının da desteği ile içeride yeni bir rejim tahsis etmektir. Bu rejimin tahsis edilmesinde bu yandaş ve dinci medyanın mutlaka büyük etkisi olacaktır” dedi. Zileli, “Ben 30 yıldır gazetecilik yapıyorum ben insan hakları, demokrasi, özgürlük kavramlarının bu kadar ahlaksızca sarf edildiğini görmedim. Bu ülkede gelinmiş olan nokta şudur. Birincisi, iktidara yapışmış, iktidarla tam oturmuş olan medya, ikincisi korkutulan ve sindirilen bir medya ve son olarak da bunun dışında bütün bunlara karşı çıkan bir medya” diyerek “Bugün içerde olmakla dışarıda olmak arasında hiçbir fark kalmamıştır. Çünkü aynı korku imparatorluğu içerde de dışarıda da aynı şekilde sürmektedir. Önemli olan dışarıdakini kırmaktır. İçerdekileri onlar zaten kırıyorlar. Belki şimdi çok aksetmiyor ama hepsinin göğsünde birer gurur nişanıyla dışarı çıkacaklarına eminim” dedi.
Gazeteciler kendi haklarına sahip çıkmıyorlar Panel Başkanı Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel konuşmacıların ardından panelde bahsedilen konulara değinerek “Toplumsal olarak kendi hakkını savunamayan meslek grubu hangisidir diye sorarsanız ben gazetecileri gösterim. Her sınıftan ve meslekten herkesin hakkını savunmada avukatlık üstlenirler gazeteciler. Ama kendi hak ve hukuku konusunda sınıfta kalmışlardır. Sendikası elinden alınmıştır bir şey dememiştir. En son yıpranma payı elinden alınmıştır. Birkaç açıklama yapılmıştır ama hiçbir gazeteci benim hakkım elden gidiyor, beni perişan ediyorlar dememiştir. Kendi kalemşörlüğünü yapamamıştır. Ben önce gazetecilerin kendi hakkını hukukunu savunur duruma geçmelerini istiyorum. Örgütlülüğümüzü sağlayalım” dedi. Ergenekon adı altında yapılan baskın ve gözaltılara da değinen Sertel, “Mustafa Balbay, bir demokrasi mücadelesi kahramanıdır ve bunu süreç yazacaktır, göreceksiniz. Mustafa Balbay bizim onurumudur ve Balbay, konuşmayı sürdüreceği şüphesi nedeniyle hala içerde tutulmaktadır” dedi.
Karaosmanoğlu’ndan panelistlere teşekkür plaketi Panel sonunda tekrar söz alan Nagehan Alçı’nın, büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını belirterek “Türkiye’de gördüğüm en büyük tehlike kutuplaşmadır. Diyalog sağlanamazsa nasıl bir millet olabiliriz. Ortak bir dil bulamazsak, ortak noktaları yok ederek nasıl bir ortak nokta bulabiliriz. Ötekileştirme yapmayalım” demesi üzerine Ümit Zileli Türkiye’de bir zamanlar olduğu gibi uzlaşma politikasının ortadan kaldırıldığını, çünkü kapıların çoktan kapandığını ve köprülerin yıkıldığını dile getirerek “Onların yapmak isteği ortak nokta bulmak, uzlaşmak değil, karşı görüşe sahip olanları ortadan kaldırmaktır, engellemektir. Bunların demokrasiyle bir ilgileri olmadığını herkes biliyor ve görüyor” dedi. Panelin ardından Urla Belediye başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu, panelistlere katıldıkları için teşekkür ederek anı plaketi ve çiçek sundu. Urla Belediye Başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu, Necati Cumalı Kültür ve Sanat Derneği ile birlikte gerçekleştirdikleri “IX. Cumalı Buluşması”na destek veren Türk Kızılayı Urla Şubesi, Atatürkçü Düşünce Derneği Urla Şubesi, Urla Lions Kulübü, Otel Pera, Gül Kardeşler Mühendislik, Urla Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi, Urit ve Yarımada Yayıncılık temsilcilerine de plaket sunarak katkılarından dolayı teşekkür etti.






|