| Urla nasıl uçar ! - İlkay Efe |
|
|
|
|
Ve Urla’ nın EXPO’ya İhtiyacı Yok. Uçmak 1980 sonrasında doğan nesil tarafından coşkunluk ifadesinin yerine kullanılan bir kavram olmuş günümüzde. Bu yazı sayın Atalay ERGEZEN’in “Urla, halen Urla…. “ yazısı üzerine kaleme almak ihtiyacı hissettim. Gerek memur çocuğu olmanın gerekse mesleğim gereği Türkiye’ nin çeşitli noktalarını görme, yaşama ve yorumlama imkanı buldum. Sonra da Urla’ya geri döndüğümde rahmetli dedemin askerden dönünce söylediği “ cennette yaşıyoruz biz.” cümlesini tekrar hatırladım. Bugün Urla da pek çok batı Anadolu yerleşimi gibi dışarıya göç veren, ekonomisi durgun, tarım sektöründen hizmet sektörüne dönüşüm yaşanırken kalifiye olamamış yerli halkın ellerindeki değerli arazileri parça parça satarak hayata tuttukları bir yer.Ancak pek çok yerleşimden farklı olarak gelen yabancıların aşık olduğu, tarihten gelen kültür birikimi ile de öne çıkan güzide bir yer. Bu güzide yerin hak ettiği yere ulaşabilmesi için pek çok kişi pek çok ve yerinde önerilerde kimi zamanda isteklerde bulunuyor. Bu konular Urla’daki yerel gazetelerden tutun internet sitelerine kadar pek çok kişinin katılımı ile tartışılıyor.Sorunlar ve çözüm yolları hakkında değişik fikirler var. Evet, Urla’da her şey var. Varoğlu var.Doğa,zeytin, kuş sesleri, deprem riski,çevrenin giderek betonlaşması, zeytinliklerin sitelere dönüşmesi, uzun şeridinden yararlanılamaması, kaçak yapılar, genç ve dinamik bir nüfus ve bu nüfusun istihdam edilememesi, büyük bir insan kütlesinin hizmet sektöründe çalışmak için her sabah İzmir’e geçmesi ve akşam dönmesi.Teknoloji hem de ileri teknoloji geliştirmek için kurulmuş bir üniversite. Yağcılar’da Ayşe KULİN gibi usta bir edebiyatçı. Her şey tamam. Pek çok şey eksik. Aynen Türkiye gibi. Urla yerleşimi Türkiye Cumhuriyetinin yaşadığı krizlerin de etkisinde.Bu bir tespit. Bu tespit üzerine değişik görüşlere sahip kişiler çeşitli beyanlarda bulunup sorunlar konusunda hemfikir olacaklar. Ancak sorunlar yine devam edilecek. Başarılı birer “marka kent” haline gelmiş olan Salihli, Muğla, Denizli, Nazilli, Tire ve benzeri örneklere baktığımızda bunların gelişmesinde tarım,turizm ve sanayinin birbiri ile buluştuğunu görüyoruz. Urla’da şu hali ile sanayi mümkün değil. Zaten dünyada gelişmiş ülke ve toplumlar artık sanayi çağından hizmet sektörü çağına geçmiş veya geçmekte. Urla da bu anlamda kendisine melez bir gelişme stratejisi çizmek zorunda. Gelişmek kimi zaman değişmek kimi zaman bazı şeyleri kabul etmek demek. 2003 yılında Bostanlı’da Bostanlı sakinlerinin, esnaf ve işadamlarının kurmuş olduğu BESİAD adlı sivil yapılanmanın bir toplantısına davet edilmiş ve katılmıştım. Bostanlı gün marka olmuş bir durumda. Ancak Bostanlı’ nın da pek çok sorunu var ve o toplantıda konuşulanları hatırladıkça Urla’dan çok daha ciddi deprem, çevre kirliliği, nem, bataklık, işsizlik ve sair sıkıntılar aklıma geliyor.Urla’da bugün Bostanlı derseniz pek çok kişi imrenilecek yer diyecektir. Ancak kazın ayağı öyle değil. 2000 yılından itibaren Karşıyaka ve Bostanlı’dan Urla’ya göç başladı. Göç…… Urla’ nın kozmopolit yapısı olduğu, Anadolu yerlileri ile 1924 öncesi ve 1924 sonrası değişik grupların da yerleşime ve kültüre katıldığı,Necati CUMALI gibi bir edebiyatçı yetiştirdiği yeni ve eski sakinleri arasında, Urla’dan İzmir ve İstabul’a hatta yurt dışına göç etmiş konusunda, dalında başarılı ve uzman kişilerin olduğu, 2000 sonrasında hızlı bir biçimde konusunda başarılı ve Urlalı olmamasına rağmen Urla’ya “ aşık olmuş” kişilerin lduğu ve bu kişilerin arttığı da bir gerçek. Pek herkesin bir çözümü varsa bu satırların yazarının çözüm önerisi ne? Evet tekerleği de bir insan buldu. Henry FORD da onu otomobil haline getirdi. Ama artık ne otomobilleri ne de basit şeyleri bir kişi yapmıyor. Birlikte düşünülüyor. Birlikte uygulanıyor. Uçaklar da aynı şekilde yapılıyor. Evet kişiler uçuyor ama uçanları uçuranlar var. Uçuranların uygun araçları da başkalarınca birlikte geliştirilip, birlikte hayata geçiriliyor. Yakın gelecek de İleri teknoloji Üniversitesinin daha da gelişmesi söz konusu olacak.. Çünkü konuları teknoloji. Bu da kimi görüşe göre daha çok öğrenci ve yerel ekonomiye bir hayat desteği. Ancak daha geniş perspektiften bakarsak, Urla’ nın mevcut ve 2000 sonrası hızla artan, büyük kentten kaçan yeni sakinlerine daha çok ve teknolojiye yakın sakinler katılacak. Yazının başında da belirtildiği üzere Urla’nın EXPO’ya ihtiyacı yok. Çünkü yavaş yavaş Urla’da geçmişten daha farklı bir kozmopolit yapı oluşuyor. Gelişmek ev,apartman değil. Öyle olsaydı Urla bugün İzmir’den Karşıyaka’dan göç almazdı. Neler yapmalı? Yorum yaz
Okunma: 906 | E-Posta
|
||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








.jpg)












