Advertisement
20 08 2008
 
Urla nasıl uçar ! - İlkay Efe PDF Yazdır E-Posta

Ve Urla’ nın EXPO’ya İhtiyacı Yok.

Uçmak 1980 sonrasında doğan nesil tarafından coşkunluk ifadesinin yerine kullanılan bir kavram olmuş günümüzde. Bu yazı sayın Atalay ERGEZEN’in “Urla, halen Urla…. “ yazısı üzerine kaleme almak ihtiyacı hissettim. Gerek memur çocuğu olmanın gerekse mesleğim gereği Türkiye’ nin çeşitli noktalarını görme, yaşama ve yorumlama imkanı buldum. Sonra da Urla’ya geri döndüğümde rahmetli dedemin askerden dönünce söylediği “ cennette yaşıyoruz biz.” cümlesini tekrar hatırladım.

Bugün Urla da pek çok batı Anadolu yerleşimi gibi dışarıya göç veren, ekonomisi durgun, tarım sektöründen hizmet sektörüne dönüşüm yaşanırken kalifiye olamamış yerli halkın ellerindeki değerli arazileri parça parça satarak hayata tuttukları bir yer.Ancak pek çok yerleşimden farklı olarak gelen yabancıların aşık olduğu, tarihten gelen kültür birikimi ile de öne çıkan güzide bir yer.

Bu güzide yerin hak ettiği yere ulaşabilmesi için pek çok kişi pek çok ve yerinde önerilerde kimi zamanda isteklerde bulunuyor. Bu konular Urla’daki yerel gazetelerden tutun internet sitelerine kadar pek çok kişinin katılımı ile tartışılıyor.Sorunlar ve çözüm yolları hakkında değişik fikirler var.

Evet, Urla’da her şey var. Varoğlu var.Doğa,zeytin, kuş sesleri, deprem riski,çevrenin giderek betonlaşması, zeytinliklerin sitelere dönüşmesi, uzun şeridinden yararlanılamaması, kaçak yapılar, genç ve dinamik bir nüfus ve bu nüfusun istihdam edilememesi, büyük bir insan kütlesinin hizmet sektöründe çalışmak için her sabah İzmir’e geçmesi ve akşam dönmesi.Teknoloji hem de ileri teknoloji geliştirmek için kurulmuş bir üniversite. Yağcılar’da Ayşe KULİN gibi usta bir edebiyatçı. Her şey tamam. Pek çok şey eksik. Aynen Türkiye gibi.

Urla yerleşimi Türkiye Cumhuriyetinin yaşadığı krizlerin de etkisinde.Bu bir tespit. Bu tespit üzerine değişik görüşlere sahip kişiler çeşitli beyanlarda bulunup sorunlar konusunda hemfikir olacaklar. Ancak sorunlar yine devam edilecek.

Başarılı birer “marka kent” haline gelmiş olan Salihli, Muğla, Denizli, Nazilli, Tire ve benzeri örneklere baktığımızda bunların gelişmesinde tarım,turizm ve sanayinin birbiri ile buluştuğunu görüyoruz.

Urla’da şu hali ile sanayi mümkün değil. Zaten dünyada gelişmiş ülke ve toplumlar artık sanayi çağından hizmet sektörü çağına geçmiş veya geçmekte. Urla da bu anlamda kendisine melez bir gelişme stratejisi çizmek zorunda. Gelişmek kimi zaman değişmek kimi zaman bazı şeyleri kabul etmek demek.

2003 yılında Bostanlı’da Bostanlı sakinlerinin, esnaf ve işadamlarının kurmuş olduğu BESİAD adlı sivil yapılanmanın bir toplantısına davet edilmiş ve katılmıştım. Bostanlı gün marka olmuş bir durumda. Ancak Bostanlı’ nın da pek çok sorunu var ve o toplantıda konuşulanları hatırladıkça Urla’dan çok daha ciddi deprem, çevre kirliliği, nem, bataklık, işsizlik ve sair sıkıntılar aklıma geliyor.Urla’da bugün Bostanlı derseniz pek çok kişi imrenilecek yer diyecektir. Ancak kazın ayağı öyle değil. 2000 yılından itibaren Karşıyaka ve Bostanlı’dan Urla’ya göç başladı.

Göç……
Sorunlar yumağı mı yoksa birleşme, değişik görüşlerin harmanlanması ve daha üst, faydalı düşünce ve uygulamaların vücuda gelmesi mi? Bu soruya da aynen Türkiye’ nin, Urla’ nın sorunları ve çözümlere dair beyanda bulunan değişik kişilerin değişik görüşleri gibi değişik yanıtlar vermek mümkün.

Urla’ nın kozmopolit yapısı olduğu, Anadolu yerlileri ile 1924 öncesi ve 1924 sonrası değişik grupların da yerleşime ve kültüre katıldığı,Necati CUMALI gibi bir edebiyatçı yetiştirdiği yeni ve eski sakinleri arasında, Urla’dan İzmir ve İstabul’a hatta yurt dışına göç etmiş  konusunda, dalında başarılı ve uzman kişilerin olduğu, 2000 sonrasında hızlı bir biçimde konusunda başarılı ve Urlalı olmamasına rağmen Urla’ya “ aşık olmuş” kişilerin lduğu ve bu kişilerin arttığı da bir gerçek.

Pek herkesin bir çözümü varsa bu satırların yazarının çözüm önerisi ne?
Bir çözüm önerim yok. Sadece çözüm yeteneğinin kişiye ait olmadığını birlikte anlaşma, uzlaşma, konsensüs ile çözümün belirlenip, uygun uygulamaların gerçekleşebileceğini hatırlatmak istiyorum.

Evet tekerleği de bir insan buldu. Henry FORD da onu otomobil haline getirdi. Ama artık ne otomobilleri ne de basit şeyleri bir kişi yapmıyor. Birlikte düşünülüyor. Birlikte uygulanıyor. Uçaklar da aynı şekilde yapılıyor. Evet kişiler uçuyor ama uçanları uçuranlar var. Uçuranların uygun araçları da başkalarınca birlikte geliştirilip, birlikte hayata geçiriliyor.

Yakın gelecek de İleri teknoloji Üniversitesinin daha da gelişmesi söz konusu olacak.. Çünkü konuları teknoloji.

Bu da kimi görüşe göre daha çok öğrenci ve yerel ekonomiye bir hayat desteği.

Ancak daha geniş perspektiften bakarsak, Urla’ nın mevcut ve 2000 sonrası hızla artan, büyük kentten kaçan yeni sakinlerine daha çok ve teknolojiye yakın sakinler katılacak.

Yazının başında da belirtildiği üzere Urla’nın EXPO’ya ihtiyacı yok. Çünkü yavaş yavaş Urla’da geçmişten daha farklı bir kozmopolit yapı oluşuyor.

Gelişmek ev,apartman değil. Öyle olsaydı Urla bugün İzmir’den Karşıyaka’dan göç almazdı.

Neler yapmalı?
Hoşgörü, saygı. birbirini dinlemek ve çok çalışmak. Urla’yı da korumak. Çünkü küresel ısınma İzmir’i de vurdu ve İzmir ile Urla arasında 2 ila 3 derece ısı farkı doğdu.

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code


Okunma: 391 | E-Posta

  Yorumlar (2)
RSS yorumları
 1 Yazan Ahmet Nuray, 21-06-2008 01:46
Urla nasıl uçar başlıklı yazıyı okuyunca aklıma bir fikir geldi. kısa bir süre önce Yeşilçam-Hoolywood dialoğu gündemde yerini aldığında,yetkililere ilginç bir teklifim olmuştu.İstanbulun konuya ilgisizliği,bu projenin başka kentlerde olasılığını aklıma getirdi. Bekide URLA geleceğin sanat merkezine ev sahipliği yapmak ister. Diye bir hayali düşledim.Siz ne dersiniz?...PROJE 4 
 
TÜRK SİNEMA SEKTÖRÜNÜN ULUSLARARASI BOYUTA TAŞINARAK, HOLLYWOOD İLE ORTAK İŞBİRLİĞİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ 
 
Yeşilçam Neden Hollywood olmasın? 
 
Türk sinema sektörünün, özel sektör ve devlet tarafından desteklenmesinin çok maliyetli olduğu düşünülebilir. Ancak akılcı bir proje ile bu sorun çözülebilir. Araştırmacı sanatçı kişiliğimle heykeltıraşlığı ön planda tutmama rağmen, heykeltıraşlıkla doğrudan ilgili olmayan fikirlerimi de, sanatsal bir düşünce yapısı olarak görüyorum. Heykel konseptli bir yarışmada konu dışı gibi görünen bu projenin aslında Türk sanatının her boyutunu ilgilendirdiğini eminim ki sizler de takdir edersiniz.  
 
Projeye, İstanbul sınırları içinde olmak kaydıyla devlet veya özel sektör desteğiyle sinema ile ilgili derneklerle birlikte oluşturulacak yeni bir vakıf için 10.00020.000 dönümlük bir arazinin tahsisi ile başlayabiliriz. Yetkili makamlarca İstanbulda belirlenen bir arazi tahsis edilirse, proje hayata geçirilebilir. Bilindiği gibi özel sektörün, örneğin medya kuruluşlarının esas kaynağı sanattır. İstanbulda sanat faaliyeti gösteren birçok kurum, şehrin çeşitli bölgelerine konumlanmış durumdadır. Sanatın lokomotiflerinden olan tiyatrolara bile yer bulunamaz durumda hala. Konser salonlarının eksikliğini hissetmeyen var mı acaba? Plastik sanatların kalesi durumunda olan İstanbulda, kendine özgü sanatçıların çalışabileceği atölyeler, eserlerini sergileyebileceği galeriler neredeyse yok denecek kadar azdır. Türk sanatçılarının eserlerini sergileyecek uluslararası boyutta müzelerin de yok denilecek kadar az olduğunu unutmayalım. Bir de kentin her köşesinde mahalle aralarında ulaşılması imkansız adreslerde az sayıda olan sanat galerilerini de unutmadım bu projede.  
 
Yeşilçamı Hollywood yapalım derken aslında çok daha kapsamlı bir sanat kentini oluşturma hayalleri ile heyecanlanıyorum. Yeşilçamda, donanımlı stüdyoların olduğu, açık alan imkanının yaratıldığı bir ortamda film yapımcılarının tüm dünyaya biz de varız diyebileceği çalışmalarını görmek, bir heykeltıraşın projelerinden biri olamaz mı? Günümüz koşullarında dev hamleler yapan Türkiye için bu projenin, yapılması zorunlu projelerden biri olduğunu düşünüyorum. Finans konusunun özel sektör tarafından seve seve karşılanacağına inanıyorum. Her televizyon kurumunun, yayın yapacağı stüdyo yerlerinin de olacağı bu projede üzerine düşen katkıyı yapacağını zannediyorum. 
 
Tüm sanatseverlerin akın akın geleceği bir ortamı sanat aktiviteleriyle aranılan en iyi ortamlardan biri haline dönüştürebiliriz. Sanat galerilerini gezmek isteyenler günlerce İstanbul trafiğinde pes ettikten sonra, sanatseverlikten vazgeçme noktasına geliyorlar. Yapılacak olan bu projenin İstanbul trafiğini kısmen rahatlatacağını düşünmek hayal olmasa gerek. Sinemaların, tiyatroların, galerilerin, film stüdyolarının hatta televizyon kurumlarının sanatsal faaliyetlerini sürdürmeleri, hayallerimin en yücesi olduğunu söylemekten çekinmiyorum. Hatta imkansızı düşleyen kişilerin sınıfında olmak durumunda bile olsam. Lütfen siz de bir düşleyin. Gelin benimle birlikte beraber düşleyin. Bir an dahi bile olsa düşün kişiliğimize tattıracağı hazzı tiyatroların sanat galerilerinin, TV stüdyolarının bir arada olabileceği bu mekanı düşleyelim. Hollywoodda dünya devi haline gelen film stüdyoları ile ortak projeler gerçekleştirmek için, bu arazinin keşfiyle başlayalım işe, pozitif düşünelim pozitif yaşayalım pozitif oluşsun bu proje& 
 
Saygılarımla.Kuantum Düşünce Grubu Kurucusu, Başkanı: Ahmet Nuray 
www.ahmetnuray.com
 2 Yazan Oktay Vural, 28-05-2008 18:44
Urla nasıl uçar? soru formatında başlık atmışsınız ama öneri konusu havada kalmış.! Başlık aldatıcı olmuş. Tatminkar bir yazı olmamış. Ayrıca URLA bir marka olmak istiyor mu acaba? sorusuna cevap aransaydı yazı daha anlamlı olacaktı. Urla 100 yıl daha geçse mevcut sermayesini yiyecek bir hazıryerzade yi andırdığı için gelişme beklemek hayal. Taş duvarlarını sıva ile örten bir toplumdan fazlasını beklememek gerek. Fazla karamsar oldu ama gerçek!

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (2 Yorumlar)

 
Sonraki >

 Bugünkü gazetelerin 1. sayfaları...

Yeni bir arayüz ve işleyiş kazandırmak üzere, yazarlar modülümüz geçici bir süre kaldırılmıştır...
URLA ŞİİRLERİ
Güneşi çağırdım

Az sonra gelecek    Urla 'nın sokak aralarında..

Ali TEKMİL

SIIR KÖSESI
SEVİLMEK İSTERİM
Ümran ÇETIN
Kimler Online
  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.