Advertisement
20 11 2008
 

Abdurrahman Çelebi bunları hak etmiyor ! PDF Yazdır E-Posta

Hiç kusura bakmayın. Koyunun olmadığı yerlerde, İsviçre ‘den getirilen “Saanen” keçisine, “Abdurrahman Çelebi” diyemeyeceğim. Saanen keçisi, bol sütü, bol doğurganlığına rağmen, yapayalnız da kalsa “Abdurrahman Çelebi” ünvanını hak etmiyor. Bizim yerli ırk kıl keçilerimizin “çevre düşmanı” olarak tanıtılmayı hak etmemesi gibi…


Ormanlarımız yok oluyor… Çevrecilerin de dahil olabileceği bir konuda propaganda makinesini çalıştırmak en kolayı. Suçlu bulundu, suçlu “yangınlardan bile daha fazla zarar veren”, o her yere tırmanan, her şeyi kırıp döken: KIL KEÇİSİ…
Buna ister “bilimin zaferi” deyin, ister Türkiye ‘de “bilimin tükenmişliğinin resmi”… İnternette siz de tarayabilirsiniz; Kıl keçisinin ormanlara verdiği zarar hakkında onlarca bilimsel dokuman, yüzlerce makale ve haber var. O kadar sayfa dolandım, kıl keçileri lehine yazılmış bir tek satır bulamadım.


Bir üretim öğesi ortadan kaldırıldığında tek zarar görecek olan, o işletmeyi yürüten sürü sahipleri ve aileleriymiş gibi düşünülüyor (onların da sesi çıkmıyor). Belki çıkmasını beklemek de bir rüya; zamanının çoğunu dağda keçileriyle birlikte geçiren bir yaşam biçiminde, kentten gelen “bilimsel bilginin” karşısında ne söylenebilir ?


Diyelim hayvancılıktan, tarımdan, ormandan hiç anlamıyoruz. Örneğin ben kendimi öyle kabul ediyorum ve düşünüyorum; Doğal hayatın o muhteşem dengesini, içindeki öğelerden bir tanesi bozabilir mi ? İnsan, “akıllı olduğu” için bu dengeyi, “kıl keçilerini maşa olarak kullanıp” ağaçlar aleyhine bozabilir mi ?


Kıl keçileri (Ordinary goat) yüzyıllardır Anadolu topraklarında, kah yabani kah evcil olarak yaşamını sürdüren, ülkemizdeki keçi nüfusunun yaklaşık %90 ‘ını oluşturan bir ırk. Koruma altına alınmamış fidanlık alanlara girerse, çiğneyerek ya da filizleri yiyerek zarar verebilir. Böylesi alanlara domuz da girse zarar verir, insan da girse (farkında olmadan çiğneyerek) zarar verebilir. Urla yakınlarında yaklaşık 100 yıldır kıl keçilerinin otladığı ormanlık alanı gördüm. Ağaçlar seyrek, gür, yüksek… Keçilerin girmediği orman alanlarına ise giremedim. Çünkü çok sık çalı türü bitkiler ve gelişmeye fırsat bulamamış sık ağaçlar vardı…Kıl keçileri kendilerini beslerken, aynı zamanda yetişmiş ormanın dip temizliğini de yapıyorlar.


Anadolu topraklarının yerli ırkı kıl keçisine alternatif önerilen Saenen keçisinin sütünün de etinin de lezzetli olmadığı söyleniyor.
Şimdi araştırmaya başladım. Şu soruların yanıtlarını bulup yayınlamaya çalışacağım: 1- Kıl keçisi hangi koşullarda ormana zarar verir ? 2- Türkiye ‘de kıl keçisi nüfusu seneler içinde nasıl bir değişim göstermiştir ? 3- Kıl keçisi ürünlerinin diğer tür keçilere kıyasla üstünlükleri ve eksiklikleri nelerdir ? 4- Kıl keçisinin ekonomik açıdan değerlendirilmesi 5- Hukuk ve kıl keçisi 6- Uluslar arası rekabet ve pazar koşulları…


Araştırmama katkı sunmak isteyen akademisyenler, üreticiler, tüketiciler, gözlemciler, lütfen bana bir e-mail göndersin… E.Ü. Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı ile detayları da görüşeceğim. Şimdilik kendisinden aldığım bir cümle aslında durumu özetliyor: “Yerli ırk keçilerin neden yok edilmeye çalışıldığını halen anlayabilmiş değilim”

Atalay Ergezen

Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

07.06.2008 tarihli Akşam Ege cumartesi yazısıdır

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.


Okunma: 721 | E-Posta

Yorumlar (3)
RSS yorumları
1. Yazan CEM AL 08-06-2008 13:36 - Misafir - IP: 81.214.108.140
 
 
BİRDE BU KEÇİ KONUSUNA EL ATMIŞKEN BÜTÜN TÜRKİYEDE KURULAN DAMIZLIK KOYUN VE KEÇİ BİRLİKLERİ NE İŞ YAPIYOR ÖZELLİKLE İZMİR KEÇİ BİRLİĞİ NE İŞ YAPIYOR BİR ARAŞTIRSANIZ DİYORUM KARŞINIZA ÇOK ŞAŞIRTICI SONUÇLAR ÇIKACAK.KENDİ IRKLARIMIZ YERİNE HANGİ IRKLARI GELİŞTİRDİKLERİNİDE BİR GÖRSENİZ. 
SAYGILAR
 
2. Yazan C.ergün 08-06-2008 11:17 - Misafir - IP: 85.108.51.0
 
 
Hangi keçiler...  
 
 
 
Keçi Anadolu bereketinin diğer bir yarısıdır.. özellikle dağlık kesimlerininin vazgeçilmezidir..  
Çeviktir.. koşullara ayak uydurur. Kim ne derse desin sütü çok değerli ve lezzetlidir.Eti yine anadolu insanının besin kaynagıdır. Özellikle oğlak eti... inatçı olmasına inatçdır.. sürgünleri (filizleri) yemek onun için bir zevktir.. ayrıca oburdur..bu olumsuzluklarının yanı sıra ormanın doğal budayıcısı görevini de görmektedir.. Nedense bu yarlı yanı hep zarar olarak ileri sürülmüştür..  
 
Ancak, yine de anadolu insanının vaz geçilmezi ve geçim kaynağıdır yani geçi özellikle dağlık kesimlerde yaşayanın yaşam kaynağidır.  
 
Keçi üzerine anadolu insanı yüzlerce anlamlı söz söyleyerek benzetmeler yapmıştır.  
Keçi anadolu insanınınhem neşesi hem de kederi dir.. söylemler bunu yansıtmakta  
Yaşamın en güzel yılları keçi gütmekle geçti...  
Bu, çevik ve inatçı hayvandan bilinç altı nefret ettim..ileri yaşlarıma kadar.  
Bizler bazen en değerli varlıkları çok kötü bir biçimde niteleriz.. Eşek yaşamın en güzel gözlü yaratığı ve en hüzünlü melodileri onun ağzından çıkar ve sabıral yük taşır. Hep yaralıdır. Ama biz onu inatçı taparız ve aynı zamanda aptallığın simgesi olarak anlamlandırırız.. peki bütün bunlar ne kadar doğru.. EŞEĞE ne kadar haksızlık ettiğimizi fark etmetiz neden böyle bir yolu seçtiğimizi de  
KEÇİ de haksızlığa uğrayan diğer bır değerli varlık.. Yıllar sonra fark ettiğimde keçilerden özür dilemek geldi içimden...  
Yeryüzünde iki ayaklı keçileri gördükçe , gerçek keçi melek gibi geldi bana, iki günlük çıkarı için ormanları yakan talan eden bin bir mazeretle keçileri suçlayanlar kendi yaptıkları olumsuzlukları mı gizliyorlardı..  
Son bir yıldır Yarımada da keçi beslemenin yasaklandığı , ve çevreye zarar verdikleri gerekçesi, hem keçi sahiplerine hem de keçilere haksızlıklar yapılmakta..  
Ya da ben öyle düşünüyorum  
Binlerce dönüm arazi parsellenerek adı çiftlik evi olan ,aslında 9 ay hiç birşey olmayan 3 ay mangal partilerinin yapıldığı mekanlara dönüştürülen talanın yanında keçinin ve sahiplerinin yaptıklarının esamesi okunmaz  
Ya yakılan ormanların... veya oraman içlerine yapılan villa talanlarının... deniz ve dağ eteklerindeki milyonlarca lira eden nerdeyse bütün sene boş olan gösteriş villaları  
Hangisi daha anlamlı..hangisi doğaya yararlı hangisi doğayı tahrip etmekte..  
Artık düşünmenin zamanı gelmedi mi..değerleri yerine koyarak değerler üzerinden sorunlarımız tartışarak çözmek gerekmiyor mu..? Dün tarımı ve hayvancılığı yok etmeye çalışanlar son olarak da dağ da geçimini keçi siyle sürdürenlere de göz diktiler..
 
3. Yazan Engin ESER 07-06-2008 20:32 - Misafir - IP: 88.241.98.159
 
 
Verimsiz diye yerli tohumlarımızı kaybettik.Şimdi arıyoruz ama bulmakta zorlanıyoruz.Umarım yıllar sonra yerli kıl keçilerimizi de aramayız.Yok etmeden önce bilimsel olarak konuyu araştırmalıyız.Atalay'ı bunu yaptığı için kutluyorum.Hakikaten toplum olarak kaybedeceksek vazgeçeriz.
 

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (3 Yorumlar)

 
< Önceki   Sonraki >

Site yönetiminden yorum sistemi hakkında açıklama:

Sayın Ziyaretçimiz. 5 yıllık yayın süremiz boyunca yorum modülümüzün işleyişi sizlere duyduğumuz güvene göre şekillenmişti. Bu süre boyunca % 99 oranında genel kurallara uygun davranılması sitemizin onuru oldu. (Bildiğiniz gibi bir çok internet gazetesi, yorum için "üyelik şartı" koyuyor, ayrıca yayınlanmadan önce denetimden geçiriyor.) Ne var ki, ziyaretçi sayımızın her geçen gün yükselmesiyle birlikte, bizim -yayından sonra yaptığımız denetim- son aylarda çok zamanımızı almaya başladığı gibi, -bizim müdahalemize kadar- sıkıntı yaratabilecek iletiler gelmeye başladı.

Takdir edersiniz ki, internet bir özgürlük alanıdır ama bu özgürlük kanunlarla ve yayın politikası tercihleriyle sınırlıdır. Bizim adresimiz ve kimliğimiz açık, herkes tarafından bilinir iken, yayınımıza yorumlarıyla dahil olan kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yaptıkları yorumların, hukuki ve manevi sonuçlarının site yönetiminin sırtında olduğunu vurgulamak isteriz.

Bu doğrultuda, gönderilen yorumlarda ip adresinin görünmesini sağladık. Yorum modülümüz üzerinde teknik çalışmamız devam ediyor. Sonradan müdahale yerine, yayından önce yönetici onayı istenecek biçimde sistemi tekrar düzenleyeceğiz. Bu düzenleme ve ek pratik/güvenli işleyişler hazırlandıktan sonra sitemizdeki içeriklere yorum göndermeniz mümkün olacak. Şimdilik gönderdiğiniz yorumlar sayfada görünmüyor.

Eminim sizler de, bir içeriğin altında yüzlerce yorum görmek yerine, seçilmiş, seviyeli, okunubilir uzunluktaki yazıları tercih edersiniz.

Durumdan dolayı özür diler, bilgilerinize sunarız.

UrlaOnline.Com

 Bugünkü gazetelerin 1. sayfaları...

URLA ŞİİRLERİ
Güneşi çağırdım

Az sonra gelecek    Urla 'nın sokak aralarında..

Ali TEKMİL

SIIR KÖSESI
SEVİLMEK İSTERİM
Ümran ÇETIN

  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.