Advertisement
20 08 2008
 
Radikal 2, araştırmamıza geniş yer verdi PDF Yazdır E-Posta

 

29.06.2008 tarihli Radikal Gazetesi Kıl Keçisi konulu araştırmamıza geniş yer verdi. "Kıl keçisi mi, günah keçisi mi ?" başlığıyla yayınlanan yazı gazetenin pazar günleri çıkan ekinde yer aldı.


KIL KEÇİSİ Mİ, “GÜNAH KEÇİSİ” Mİ ?


Atalay Ergezen
Göğsümüzü gererek “bizim” diyebileceğimiz yerli ırk kıl keçilerin lehine demeç verecek akademisyeni bulmam kolay olmadı. İnternette “kıl keçi” anahtar kelimeleriyle tarama yaparsanız, bu keçilerin ne kadar “zararlı” yaratıklar olduğunu anlatan yüzlerce dokümana ulaşabilirsiniz. Bürokratlar, siyasiler, bilim insanları… Kimi kıl keçinin “verimsizliğinden” söz eder, kimi ormanları nasıl talan ettiğinden. Bazıları da, “kıl keçisi kurban edin” der, daha fazla sevap için…


Tartışma bitmiş, hüküm verilmiş; “ormanların en büyük zararlısı kıl keçisi, tez elden soyu tüketile…” Konuya vakıf birisi değilim ama Anadolu insanının tarihten bu yana yolculuğuna eşlik etmiş kıl keçilerinin yok edilme girişimine gönlüm de razı olmadı, mantığım da… Bir düşünsel deneyin bile kaba hatlarıyla çözebileceği bir konuda, Türkiye ‘deki bilim çevrelerinin sessizliği ve aksine şüpheli raporlarla “keçileri yok etme kampanyasını” desteklemeleri başlı başına bir araştırma konusu…
Biz, düşünsel deneyimize geçelim… Diyelim 200 baş kara keçi gür bir ormana giriyor. Ağaçların en küçüğü 7-8 metre… Keçinin ulaşabileceği yükseklik 1 metre, bilemedin 1.5 metre… Ve o keçiler girdikleri ormana “zarar” veriyorlar. Nasıl mı ? Orası bizi ilgilendirmez, bilimsel raporlar, resmi açıklamalar, keçinin ormana zarar verdiğini “resmen açıklamış”. İster keçinin sınırlı yetenekteki çenesiyle ağacın gövdesini testere gibi kemirip kuruttuğunu hayal edin, ister 8-10 baş bir araya gelip tim oluşturduklarını, hep birlikte yüklenip çamı devirdiklerini…
Asıl “çam devirenler” otoritenin notalarına uygun ezgileri okumanın güveniyle hayatlarını sürdürürlerken, yerli ırk kıl keçilerinin nüfusu tehlikeli derecede düştü. 1980 ‘de Türkiye ‘de toplam 15 milyon kıl keçisi vardı. 2003 verilerine göre bu rakam 6 milyona düştü. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2005 yılında başlatılan kampanya ile bu rakamın şimdilerde daha da aşağılarda olduğu tahmin ediliyor.

 

Kıl keçisi yaşadığımız doğanın bir parçasıdır
Yerli ırk keçimizin (Ordinary Goad) M.Ö. 3000-4000 yıllarından itibaren Anadolu topraklarında yaşadığı tahmin ediliyor. Kah yaban olarak, kah evcilleşerek bu günlere gelmiş bir ırk. Doğanın mucizevi dengesinin bir parçası. Bitki ve hayvan dünyasında, bir türün aşırı nüfus artışıyla dengenin bozulacağı varsayılır. Oysa kıl keçisinde böylesi bir nüfus baskısı söz konusu değil…

Kıl keçisi az ve kaliteli ürün verir
Yüzlerce yıl, kılı çadır olmuş, derisi ceket olmuş, tulum olmuş kıl keçisi az doğurur, öz doğurur. Diğer kültür ırklarına kıyasla az süt verir ama kaliteli süt verir. Diğerlerinin çıkamadığı kayaların tepesinde yediği kekikler sütünün de etinin de kalitesine-lezzetine yansır. Bol, besleyici peynir olur, anne sütüne en yakın süt olarak anılır. (İzmir Seferihisar ‘daki bir kahyaya selam verdikten hemen sonra sordum: “Saanen mi iyi, kıl keçisi mi ?” Kahya Arif Korucu düşünmeden cevap verdi: “Kıl keçisi” ve nedenlerini sıraladı… Hükümetin İsviçre kökenli kültür ırkı ile ikame edilebileceğini sandığı kıl keçisi için yaşanan hayatın cevabı…)

Kıl keçisi kolay hasta olmaz
Bitkilerde de hayvanlarda da, ürünü bol diye dışardan getirilen kültür ırkları naziktir. Aşısıyla, ilacıyla, yemiyle ithal edilen yan ürünlere bağımlıdır. Oysa kıl keçisi, binlerce yıl içersinde içinde yaşadığı doğanın risklerini en aza indirecek biyolojik gelişimi sağlamış, dirençli bir hayvandır.

Kıl keçisi ormana faydalıdır
Fidanlık alana elbette zarar verir. Genç alanlar bir çitle korunmaz ise oraya yaban domuzları da girip ağır tahribat yapabilirler. Yetişmiş ormanlık alanda keçiler, orman bakanlığının “fahri dip temizleyicileridir”. Sık makilik alanlarda koridorlar açıp olası yangınların hızla yayılmasını önlerler… Ormana gübrelerini bırakırlar, doğal bir budama yaparlar… Çobanlar orman yangınlarında, erken uyarı sisteminin doğal bir parçasıdır. Kıl keçilerinin değerine vurgu yapan nadir bilim insanlarından, Ege Üniversitesi Zooloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı söylüyor: “Bizler kıl keçilerini de saf yetiştirmeyle ıslah edebiliriz. Etmeliyiz de.. Fakat burada bir iradenin olması lazım. Kıl keçilerine bakış açılarının olumlu olması lazım, düşman olmamak lazım… Bu düşmanlık kıl keçilerinin Türkiye ‘de tamamen yok edilmesi doğrultusunda…”

Kıl keçisi sıfır maliyetle üretilir
Diğer türler gibi devleti de yetiştiricisini de masrafa sokmadan ekonomik bir değer yaratır. İlaç istemez, yem istemez, besinini doğanın içinden bulur, küçük bir aile yüzlerce baş sürüye bakabilir…

Hayatını sürüyle kazanan insanlar
Devlet, ideal bir vatandaş arayışı içindedir ya… Hayatlarını keçi sürüleriyle kazanan insanların nasıl olduklarını, 100 yıldır ormanda keçi otlatan Yörük kahya Mehmet Ali Demir anlattı: “Dağlarda keçi güderek hayatını kazanan bizler, doğa dostuyuz, ülke dostuyuz. Bizler kanaatkarız, kurallara uyarız… Devlete yük olmadan hayatımızı sürdürmeye çalışırız”

Kıl keçisi stratejik bir hayvandır
Ülkemizde, uluslar arası piyasalarda söz sahibi olabilecek ürünlere dışardan bir baskı olduğunu söyleyenler var. Bu tez doğruysa, kıl keçisi ciddi hedeflerden birisi olmalı… Kendi kendisine varlığını sürdürebilen bu nadir besin kaynağı, dünyada beklenen besin kıtlığının ülkemiz için bir garantisi… Küresel ısınmayla birlikte yakın gelecekte kıl keçisi “mumla aranır” hale gelebilir…Prof.Dr. Mustafa Kaymakçı “Kırmızı et tüketmeyen bir ülkede kafaların entelektüel işlemleri geriler.” diyor.

Özetle; bindiğimiz dalı kesmeyelim. Okul kitaplarında keçiyi “düşman” göstermek yerine, genç orman alanlarını korumaya alıp, bu tarihsel yoldaşımızın gelişmesinin önünü açalım. Yarın çok geç olabilir; tarımda, hayvancılıkta yerel kalmanın sosyal ve siyasal olduğu kadar biyolojik sonuçları da var… Son söz yine Kaymakçı ‘da: “Bir ülkenin elinden besinini alırsanız, o ülkeyi tüketirsiniz”

Ben çok seviyorum bu hayvanları…Zorla değil ya…
Anadolu ‘nun yaşayan hayatının değerli tanığı Fikret Otyam ‘a “keçi ressamı” da diyorlar. “Yüz tablomun sekseninde keçi vardır. Ben çok seviyorum bu hayvanları, zorla değil ya… Beslediğim iki keçim de var. Zarar veriyorsa önlem alın; siz hiç eline çakmak alıp ormanı yakan bir keçi gördünüz mü ?”

Radikal Gazetesi internet sitesindeki sayfa

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code


Okunma: 274 | E-Posta

  Yorumlar (1)
RSS yorumları
 1 Yazan m.nariçi, 11-07-2008 17:03
Kıl keçiler kapalı yaşlı ormanlarda otlamazlar,bu alanlarda alt flora bulunmaz. Keçi genel olarak ve yoğun olarak orman üst zon (üst snırlarında sedir ve ardıç ormanlarında buda tahribatı ve yetişme muhitinin zor şartları bakımından ormana zararlarını kat kat artırmaktadır. Diğer taraftan bozuk kızılçam ve maki florasında otlama imkanıbulur ve bu alanlardaki flora bozukluğuna yol açarlar zehirli ve dikensi türler kalır, yabani faydalı bitki orijinleri deforme olur.En bariz zarar görüntüsü orman köylericivarındaki tahribat göstermektedir. Ancak bu ekonomik beslenme imkanlarına sahip kıl keçiler köylerde ancak birkaç kişide var veya yoktur. Aile için kendi zaruri ihtiyaçları için üçbeş hayvanın zaten zararı cüzidir. Ancak bir çok sürü sahipleri göçer olup orman köylüsüdahi değillerdir. Ormmanda doğal denge sağlanıp ekolojik şartların ıslahı ancak doğal varlıkların zenginliği ile olur.

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (1 Yorumlar)

 
< Önceki   Sonraki >

 Bugünkü gazetelerin 1. sayfaları...

Yeni bir arayüz ve işleyiş kazandırmak üzere, yazarlar modülümüz geçici bir süre kaldırılmıştır...
URLA ŞİİRLERİ
Güneşi çağırdım

Az sonra gelecek    Urla 'nın sokak aralarında..

Ali TEKMİL

SIIR KÖSESI
SEVİLMEK İSTERİM
Ümran ÇETIN
YENİ İLANLAR
acil satılık
yaşlı bakıcılığı
SEKRETER ARANIYOR
satılık mitsubishi L200 4x2 çift kabin
Yazın : Satılık 
Kategori : Vasıta
Çeşmealtı'nda İmarlı Deniz Manzaralı Arsa
urla özbek akkum mevkii yazın gülü sitesinde müstakil tripleks
motorsiklet
Yazın : Satılık 
Kategori : Vasıta
terziye
URLA' DA DAHİLİYE DAL MERKEZİ AÇILDI
ferforge ,soğukdemir usta ve kalfa aranıyor
mustakil villa
satilik kamyonet
UYGUN FİYAT
Yazın : Satılık 
Kategori : Vasıta
Kimler Online
Şuan 1 konuk çevrimiçi
  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.