| Jeotermal sahipsiz mi? |
|
|
|
URLA - GÜLBAHÇE ALANINDA JEOTERMAL KAYNAK TESBİTİNDE BUGÜNKÜ JEOFİZİK ARAŞTIRMALAR YETERLI Mİ ? Doğa zekası jeotermal sular; ne yapıp edip bir yolunu bulup, yeraltından sızarak yeryüzüne çıkmayı akıl ediyor da, Yeryüzünde insanın akıl kanallarına inat, keyifle yatağından fışkırıp toprak üstüne yayılan jeotermal kaynak suların kendini vareden enerjisini görünce, yaşadığımız topraklarda bu değerli kaynağımızdan yüzde 80 oranında bile verim elde edemeyişimiz, henüz doğanın aklına, enerjisine erişilmediğinin göstergesi değil mi ? Ülkemizde jeotermal potansiyelin yüzde kaçı enerji ve diğer kullanıma uygun alanlarda yararlı halde kullanılıyor ? Doğayı anlamak, onunla uyumlu yaşamak, ondan gelen işaretleri doğru algılayıp insan için yararlı kullanmak için ne yapmak lazım peki... Yeraltında keşfedilmeyi bekleyen yaşamımızın çeşitli alanlarda enerji kaynak sorununa faydalı olacak jeotermal sulara ulaşacak rezerv araştırma- sondaj çalışmaları kararlı, istikrarlı yoğun çabalara konu olmadıkça maalesef yeterli kaynak yoktur gibi yorumlar tartışmalar, polemikten öteye gitmeyen boşa kürek çekme hareketidir. Türkiye'nin jeotermal enerjiden 8. Beş Yıllık Kalkınma Planında öngörülen yararlanma hedefleri, 2010 yılında 500 Mwe elektrik enerjisi, 500.000 (3500 Mwt) konut ve eşdeğeri alanlarda ısıtma, 895 Kaplıca ve diğerler alanlarda Pekala, sadece Izmir bölgesinde mevcut jeotermal rezerv kapasitesinin yüzde Urla-Gülbahçe jeotermal rezerv araştırma çalışmalarının yürütücülüğünde önemli Izmir Türkiye'nin jeotermal kaynağının yüzde 65'ini kapsayan alan. Aynı alanda 12 bölgede jeotermal kaynağının varlığından bahsediliyor. Balçova başlı başına dünyada örnek, şu anda bölgenin konut ısıtma ihtiyacını sağlayan jeotermal ısı enerjisi üretim merkezlerinden birisi. Bununla beraber, Seferihisar yüksek potansiyelde jeotermal kaynağına sahip, ne yazık ki, henüz sondaj çalışmaları bile yeterli düzeyde başlatılmamış, ilgi ve alaka görmeyi bekleyen, 85 hatta 100 derecelerde jeotermal su ısısının tesbit edildiği kaynaklar bakımından fevkalade kıymetli bir alan... Dikkat çekmeye çalıştığımız alan Urla-Gülbahçe alanı, henüz jeotermal araştırmaları açısından yoğun girişimlerin başlatılmadığı bir bölge. Özellikle EXPO 2015 uluslar arası fuarına aday ülke olarak hazırlıkların yürütüldüğü şu dönemde, ülkemizce seçilmiş ana tema “Sağlıklı Yaşamanın Yolları” ise, mevcut jeotermal kaynağımızın insan, toplum sağlığı ve ekonomik fayda açısından getireceği yararları da en etkin ve hızlı yoldan aktif kullanıma dönüştürmek mecburiyetinde değil isek, sağlık konusunu yaşam için ne kadar önemsemiş ve idealize etmiş sayılırız ? Izmir- Urla-Gülbahçe alanında Izmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü yakınlarında Universite-DPT işbirliği ve MTA tarafından bir dönem önce yürütülen jeotermal rezerv- sondaj araştırma çalışmaları bize göre yarım kalmış çalışmalardır. O dönemde araştırma sonuçları ortalama 35-40 derecelik deniz suyu ile karışık bir jeotermal ısısı ortaya koysa bile acaba geniş alanda farklı bölgelerde yeterli JEOFIZIK YAPI - ALAN CALISMASI yapılmış mıdır ? Tüm yöre alanında yeterli jeofizik alan taraması yapılsa idi, şu anki verilerden daha yüksek ısıda jeotermal kaynak sulara ulaşmayacağımızı kim iddia edebilir ? Bu önemli geniş alan araştırma çalışmasının henüz yapılmadığı ortadadır. Jeotermal rezerv araştırmalarında öncelikle yapılması gereken ilk iş ; bölgenin jeofizik yapısının jeotermal kaynakların tesbiti yönünde tüm detayları ile incelenmesi ve rezerv yataklarının gerçekçi verilerle tesbit edilmesidir... Halihazırda hükümet çevresi, MTA kurumu, Büyükşehir yada Urla yerel yönetim ekibi, ilgili karar mercileri bugünkü durumda Urla yöresinde jeotermal enerji kaynaklarımız üzerinde ne yönde girişimler gösteriyor ? Yörenin jeotermal rezerv sahası tesbit çalışmaları ve sahalar üzerinde işletilebilir, potansiyeli tüm gerçek kapasitesiyle belirleyecek sondaj araştırmalar için ne kadar bütçe ayırıyor ve bu alanlara yatırımları öncelikli mesele olarak görüyor ? Bu meselenin üzerinde durmak, arzu edilen çalışmaların başlatılması için önemli harekettir. Özellikle, zengin doğal kaynak hazinesi ülkemizin enerji kaynakları bakımından ihtiyaçları belirginken, yenilenebilir nitelikte, uygun teknolojik donanımla çevreye zararlı etkisi olmayan ve sağlıktan, ısıtmaya çok yönlü işleviyle ülke ve fert ekonomisine büyük fayda sağlayacak jeotermal sularımızın yeraltında uyur vaziyette bırakılmasına neden gösterilen gerekçeler ne kadar haklı gerekçeler oluyor ? Seferihisar Bölgesi'nde varolan mevcut jeotermal sondaj kuyuların, rezerv yataklarının nasıl da kendi haline terk edildiğini de gördük. Varolan rezervler bu denli kaderine terkedilirse, rezerv yatakları yönünden büyük potansiyel vaadeden Urla - Gülbahçe alanında yoğun jeofizik araştırmaların başlatılması, verileri pratik sahada kanıtlayacak sondaj araştırma, arama çalışmalarına ivme sağlanması gerekiyor...Hükümet çevrelerine ve MTA'ya, Yerel Yönetime, jeotermal işletmelerine, üniversite çevrelerine ve en önemlisi bu konuda kamuoyu yaratması beklenen halkımıza sanıyorum büyük sorumluluk düşüyor... Insan uyusa da su uyumuyor, o gene yatağını delip gene yeryüzüne ulaşıyor. Bugün atılmayan adımlar, yarın ki neslimiz için son derece yorgun ve yaşam kalitesinden nasibini almayan bir gelecek bırakmak Yorum yaz
Okunma: 3349 | E-Posta
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








.jpg)





URLA - GÜLBAHÇE ALANINDA JEOTERMAL KAYNAK TESBİTİNDE 






