| Gelişmenin sırrı |
|
|
|
|
GELİŞMENİN SIRRI “TAKIM RUHU” UYUMUNDA YATAR... Izmir ekonomisinin gelişimi için kurgulanan senaryolar içinde , kent kalkınması ve gelişimine ivme sağlayacak temel güç alanları “Bilim” ve “Sanayi”nin eşgüdümlü uyumu ve birbirinden ayrılmaz bu dinamiklerin sürdürülebilir üretimidir. Bir yanda azalan doğal kaynaklar ve öbür yanda insanoğlunun yaşamsal ihtiyaçlarının sınırsızlığı… İnsan yaşamının devamında olmazsa olmaz ihtiyaç doğal kaynakları hesaplı, planlı fakat maksimum verimle kullanabilmenin en emin yolu; bilimsel veri ve uygulamaları üretim değerine dönüştürecek olan endüstrinin, sermayenin bu işleyiş sürecine bilimsel alanla birlikte dahil olmasıdır. Anımsanacak olursa ; İzmir Sanayi Meslek Odaları bu yıl Mayıs Ayında bilim ve endüstriyi biraya getiren ortak hareketi başlattı. Kentin mevcut; bilim üretim merkezi/üniversiteleri ile sanayici / işadamları arasında bilim ve sermayeyi yan yana,omuz omuza üretim faaliyetlerine hazırlayan işbirliği anlaşması imzalandı. Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin Izmir’in yakın gelecekte ekonomik-sosyal kalkınma yönünde önünü açacak Üniversiteler ile işbirliği projesi, risk yönetimi ve girişimcilik anlayış uygulaması olarak örnek bir atılımdı. Sanayi ile Üniversitelerin girişimci ruhla birbirlerine yönelik attıkları adımlar, heves ve heyecanla sürdürülüp ;AR-GE uygulama aşamasında muhtemel sorunlar olsa dahi, katma değeri yüksek, kaliteli ürün üretme seviyesini yakalıyorsa, sonuç durum kaynakların geri dönüşümü olan zenginliktir. Üniversite-Sanayi İşbirliği'nden çıkarılacak temel anlam ; arafların birlikte yürüteceği “takım oyunu” olarak idealize edildiği takdirde başarı gelir. Yoksa takım oyunundan bağımsız işbirliği; sadece kağıt üstünde oluşmuş bir kurgudan öteye gidemez... Diğer deyişle, bilimsel alanda ve endüstriyel sahada gerçekleşen üretimin temel amacı, hedefi toplumsal-kentsel kalkınma ve kaliteli yaşamı ülkeye hizmet adanmışlığı ile başarabilmek ise ; raflarda tozlanan tezlerin, her gün uğraş verilen bilimsel araştırma verilerinin üniversite öğretim binalarından dışarı adım atarak; sanayinin gelişim yönünü belirleyecek uygulama alanları TEKNOPARK'lara yönelmesi sayesinde ancak bu idealler gerçekleşebilir. Bu buluşmanın yıldızının parlağı alanlar "ortak alan" TEKNOPARK alanlarıdır. Teknoparkların başarı seviyesini belirleyecek birinci gösterge, buluşanların "takım oyunculuğu" yeteneklerinin düzeyidir. Bir ülkenin takım oyununu ne düzeyde oynayabildiğinin en önemli sınama alanı uygulama alanı, Teknoparklardır zira... Bir zaman önce,EBSO ve üniversiteler arasında anlaşmaya konu olan tekstil, turizm, girişimcilik,tarım-hayvancılık, gıda sanayi ve teknoloji gibi kentin kritik gelişim sektörlerinden beklenen uluslararası rekabet üstünlüğüne sahip teknolojik ve ekonomik üretimlerin, kaçınılmaz olarak bilim – teknoloji – sanayi işbirliği bileşke gücü ile gerçekleşeceği şüphesizdir. Ülkemiz uzun yıllar; mesleğinde uzman, dinamik ve yaratıcı beyinlerin, toplumsal,ekonomik,sosyal sorunlar nedeni ile, yurt dışına göç etme gerçeğini yaşadı... Bütün bu ekonomik,sosyal, teknolojik, kültürel aktif ve potansiyel varlıklarımızı, ülke zenginliğine dönüştürmeyen en büyük eksikliğimiz “birlik ve beraberlik” içinde hareket etme yönüne zaafiyetlerimiz sonucu değil midir? Son dönemlerde; İzmir’de sivil-özel-resmi çevrelerin katılımı ile gerçekleşen “Izmir ne kenti olmalı? sorusuna cevap arayan arama konferanslarından elde edilen sonuç, Izmir’in Bilim Kenti önerisini ortaya koyuyor. Bu öneri temelde, sağlıklıklı kentleşmenin, üretimin, kaliteli yaşam biçiminin bilimsel analizle uygulamaya geçirilmesi demektir. Izmir'in Teknoparklar kenti olması yönünde benimsenen ideal en gerçekçi olanıdır. Pilot kentlerde yeni uygulama sürecine giren "Bölgesel Kalkınma Amaç, ekonomik sorunlarımızı çözmek ise, sermayenin kendini yeniden üretmesi, olgunlaşması, bilim yuvalarının bilgiyi doğru yönde artı değere dönüştürmesi, rekabet üstünlüğüne sahip yenilik yaratan, ürün, marka, patent üretimi ise, yaratıcı zekamız ürünü dünyayı peşinden koşturacak endüstriyel tasarımda gelisim ise, onlar, ötekiler diye ayrıştırmadan, Sanayi Meslek Odaları ve Kuruluşlarının Bilim Yuvalarıyla işbirliğini geliştirmesi, bu olumlu girişimlerin politik, ekonomik, özel, sivil çevrelere de benimsetilmesi yaşamı yaşanır kılan en haklı beklentimizdir. Bir işi gerçekleştirebilir, başarabilir olmanın inancını elden bırakmadan "takım ruhu”yla "birlik hareketi" yaratmak karşılıklı saygı, en çokta ülkeye olan saygı ile çok mümkün...Mutlak başarı için en büyük ivme, akademik sahada bilimadamlarıyla, yetişen öğrencisiyle, işadamlarıyla, her sektörde emek sarfeden üreticisiyle “BIZIZ” diyerek...Kararlılık,inanç ve sebatla "Başarı Bizimdir" dediğimiz andan itibaren, Nergis Turan Yorum yaz
Okunma: 1800 | E-Posta
|
||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








.jpg)












