İzmir ili Urla İlçesine bağlı İskele mahallesinde deniz kenarında yeralan Liman Tepe höyüğü Neolitik Çağ’dan (M.Ö. 6. Binyıl) Roma dönemine kadar sürekli bir yerleşime sahne olmuştur. Höyükteki ilk arkeolojik kazılar 1979 yılında Prof. Dr. Güven Bakır ve Prof. Dr. Hayat Erkanal tarafından başlatılmış ve üç sezon sürmüştür. Liman Tepe’deki ikinci dönem kazıları, 1992 yılından itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hayat Erkanal başkanlığında sürdürülmektedir.
Yerleşimdeki kazılar daha çok M.Ö. 3. Binyıla ait Erken Tunç Çağı tabakalarında yoğunlaşmaktadır. Söz konusu dönemde yerleşim anıtsal bir sur duvarıyla çevrelenmiş bir yukarı şehir (Akropol) ve aşağı şehirden oluşmaktadır. Yukarı şehrin merkezinde siyasi otoriteyi temsil eden ve bir tür saray yapısı olarak da adlandırabileceğimiz bir yapı kompleksi yeralmaktadır. Ele geçen buluntular ışığında bu alanın aynı zamanda ekonomik ve dini gücü de temsil ettiği anlaşılmaktadır. Yapılan kazılar sonucunda Liman Tepe’nin, özellikle Erken Tunç Çağı’nda, coğrafi konumunun da etkisiyle çok farklı kültür bölgeleriyle etkileşim içinde olduğu ortaya konmuştur. Bu çok yönlü etkileşimi sağlayan denizaşırı ticaretteki en büyük rolü yerleşimin kuzeyinde yeralan ve bugün sualtında bulunan liman tesisleri oynamaktadır. Gerek liman tesislerini, gerekse yerleşimin sualtında kalan kısımlarını araştırmak için sualtında başlatılan çalışmalar çok önemli bulgular ortaya koymuştur. Yerleşimin sur duvarının doğal bir uzantısı olarak inşa edilmiş ve güçlü kuzey rüzgarlarını kesmeye yönelik bir de mendireğe sahip olan liman tesisi, tüm dünyada bugüne dek tespit edilmiş en eski örneği oluşturmaktadır. Sualtı kazı çalışmaları Ankara ve İsrail-Haifa Üniversiteleri arasında imzalanan ikili işbirliği protokolü çerçevesinde 2000 yılından bu yana devam etmektedir. Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hayat Erkanal ile Haifa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Michal Artzy eş başkanlığında sürdürülen çalışmalarla eşzamanlı olarak Kanada McMaster Üniversitesi’nden Dr. Joe Boyce ve ekibi tarafından sualtı ve karada yürütülen jeomorfolojik araştırmalarla, yerleşimin ve bölgenin geçirdiği aşamalar da incelenmektedir. Bunun sonucunda tarih boyunca kıyı çizgisinde ve deniz seviyesinde meydana gelişen değişimler incelenmekte ve söz konusu tesislerin ne zaman ve hangi koşullara bağlı olarak sualtında kaldığı ortaya konmaya çalışılmaktadır. Bunun yanısıra farklı dallarda çeşitli ülkelere mensup uzmanlar da çalışmalarda görev almaktadır. Sualtı kazı çalışmalarının başladığı günden buyana bazı sondaj çalışmaları yanında esas olarak A, C ve D olmak üzere üç alanda çalışılmıştır. C alanında ilk yıl yürütülen çalışmalar sonucunda tespit edilen batığın çıkarılması ve önümüzdeki dönemlerde Urla’da faaliyete geçecek olan Sualtı Arkeoloji Müzesi içinde sergilenmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Liman tesisini oluşturan ana yapının en üst kısmında yeralan D alanında yürütülen çalışmalar sonucunda karada olduğu gibi deniz altında da tarihsel dönemlerin izlenebildiği bir tabakalaşma olduğu saptanmıştır. En üstte bulunan tabakanın M.Ö. 7-6. yy.’lara ait olduğu, bunun altında daha eski dönemlere ait kültür dolgularının varlığına işaret eden arkeolojik malzeme ele geçmiştir. Ege Denizi’nin her binyılda bir ortalama 1 m. yükseldiği gerçeğinden hareketle söz konusu erken tabakalara inmek önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek çalışmalarla sağlanabilecektir. Sualtında yürütülen çalışmaların bir diğer ayağını A alanında gerçekleştirilen çalışmalar oluşturmaktadır. Söz konusu çalışmalarda liman tesisini oluşturan rampa ve buna bağlı olan mendireğin yapısı anlaşılmaya çalışılmaktadır. D alanındakiyle benzer kültür dolgusu birikimi bu alanda da tespit edilmiştir. Bugüne dek deniz tabanından 5 m. aşağıya inilmiş olup çalışmalar rampanın temel seviyesine inilene kadar devam edecektir. Bu sayede limanın üstüne oturduğu tabanın bulunması ve ilk olarak ne zaman inşa edildiğinin ortaya konması amaçlanmaktadır. 2006 yılı çalışmalarında ulaşılan en önemli buluntulardan biri A3 alanında ele geçen ahşap ve metal bileşiminden oluşan çapa parçasıdır. Şu ana dek gerçekleştirilen çalışmalarda ulaşılan seviyenin arkaik döneme ait deniz tabanı olduğu ortaya konmuş olup, ele geçen çapa parçası da alandaki denizcilik aktivitelerine işaret etmektedir. Sualtı kazılarıyla eş zamanlı olarak karada ve denizde yürütülen jeomorfolojik araştırmalarda da önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Su altında kalan mimari özelliklerin daha iyi belgelenebilmesi ve prehistorik kıyı çizgisinin tespitine yönelik detaylı çalışmalar 4 km2den geniş bir alanda gerçekleştirilerek Karantina Adası ve modern Urla limanını da içine alacak şekilde yürütülmüştür. Araştırma sonuçları, su altı kazılarından elde edilen sonuçları destekleyen bir şekilde, su altında kalan Arkaik döneme ait liman düzenlemesinin insan yapımı bir dalgakıran veya mendireğe ait olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Batimetrik veriler sonucunda, liman kısmının ilerisinde, mendirekten daha derin alanlarda tespit edilen çeşitli kıyı çizgileri ve olası dere yatakları, bu alanların bir zamanlar kara parçası olduğunu ve bugün denizaltında kaldığını kanıtlamaktadır. Bu veriler, kıyı şeridinin paleo-coğrafyasının anlaşılmasına önemli katkılar sağlarken, Erken Tunç Çağı kıyı çizgisinin belirlenmesi aşamasında da önemli bilgiler taşımaktadır. Karantina Adası’nın çevresinde gerçekleştirilen survey çalışmalarında Klazomenai’ın Klasik Çağlarına ait, bugün su altında kalmış çeşitli mendirek ve mimari kalıntılar tespit edilmiştir. Bu ön sonuçlar, sistematik jeofizik çalışmalarının sualtı kazılarının gerçekleştirilmesinde çok önemli temel veriler sağladığını ve kazılarda elde edilecek sonuçların doğru paleocoğrafik bağlamda değerlendirilebilmesine olanak sağladığını göstermektedir. Çok boyutlu ve uluslararası kapsamda yürütülen çalışmalar Türkiye’de bu alanda bir ilki temsil etmekle beraber, Ankara Üniversitesi mensupları ve öğrencilerinden oluşan deneyimli bir kadronun bu alanda yetişmesine de olanak sağlamıştır. Bunun sonucunda, Urla merkezli olarak faaliyete geçen Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi gerek ekip gerekse teknik donanım olarak tüm ihtiyaçlarını tamamlayarak çalışmaları bağımsız olarak yürütecek bir konuma gelmiştir. Bu çalışmalar doğrultusunda öncelikle bölgenin sualtı envanterinin çıkarılması da amaçlanmaktadır. Böylelikle Türkiye’de büyük eksikliği duyulan ve arkeolojik açıdan çok önemli bulgular sunan bir alanda, Araştırma Merkezi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi sayesinde Urla merkezli büyük bir adım atılmış olmaktadır.
Site yönetiminden yorum sistemi hakkında açıklama:
Sayın Ziyaretçimiz. 5 yıllık yayın süremiz boyunca yorum modülümüzün işleyişi sizlere duyduğumuz güvene göre şekillenmişti. Bu süre boyunca % 99 oranında genel kurallara uygun davranılması sitemizin onuru oldu. (Bildiğiniz gibi bir çok internet gazetesi, yorum için "üyelik şartı" koyuyor, ayrıca yayınlanmadan önce denetimden geçiriyor.) Ne var ki, ziyaretçi sayımızın her geçen gün yükselmesiyle birlikte, bizim -yayından sonra yaptığımız denetim- son aylarda çok zamanımızı almaya başladığı gibi, -bizim müdahalemize kadar- sıkıntı yaratabilecek iletiler gelmeye başladı.
Takdir edersiniz ki, internet bir özgürlük alanıdır ama bu özgürlük kanunlarla ve yayın politikası tercihleriyle sınırlıdır. Bizim adresimiz ve kimliğimiz açık, herkes tarafından bilinir iken, yayınımıza yorumlarıyla dahil olan kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yaptıkları yorumların, hukuki ve manevi sonuçlarının site yönetiminin sırtında olduğunu vurgulamak isteriz.
Bu doğrultuda, gönderilen yorumlarda ip adresinin görünmesini sağladık. Yorum modülümüz üzerinde teknik çalışmamız devam ediyor. Sonradan müdahale yerine, yayından önce yönetici onayı istenecek biçimde sistemi tekrar düzenleyeceğiz. Bu düzenleme ve ek pratik/güvenli işleyişler hazırlandıktan sonra sitemizdeki içeriklere yorum göndermeniz mümkün olacak. Şimdilik gönderdiğiniz yorumlar sayfada görünmüyor.
Eminim sizler de, bir içeriğin altında yüzlerce yorum görmek yerine, seçilmiş, seviyeli, okunubilir uzunluktaki yazıları tercih edersiniz.
Durumdan dolayı özür diler, bilgilerinize sunarız.