Advertisement
08 01 2009
 
Sahibinden satılık 2. el 2 adet P4 bilgisayar... 1.8 ghz işlemci, 300 gb hd, 17" lcd monitör... Tüm donanım sorunsuz çalışır durumda... Detaylar için ziyaret ediniz...
KÖY ENSTİTÜLERİ PDF Yazdır E-Posta

KÖY ENSTİTÜLERİ

“Köy Enstitüleri” yarım kalmış bir mucizenin, bir büyük hayal kırıklığının hikâyesi...”

Bu Hafta Köy Enstitülerinin Kuruluş yıldönümünü kutluyoruz..

Can Dündarın Köy Enstitüleri kitabını bugünlerde tekrar okumaya başladığımda;

Köy Enstitülü olmayan,Köy Enstitülü bir Yakını Olmayan,Köy Enstitüleri mucizesini Yaşamayan ama,Kumpas tutmasını bilmeyen Mühendis,Nota Bilmez Müzikçiler,Dilekçe yazmasını bilmez üniversite Mezunlarının çokçalandığı günümüz Türkiyesinde Yeniden Köy Enstitüleri hayalleri kuran ben,

Biraz ansiklopedik bilgilendirme gibi olsada ,Köy Enstitülerini yazmak ve yeniden

Köy enstitüleri düşüncesini anımsatmak istedim. Bu günlerde çevrenizde Köy Enstitüleri ile ilgili çokça karşılaşacağınız etkinliklere katılın,bulabildiğiniz tüm yayınları okuyun,Yeniden Köy Enstitülerini yaşatmak isteyenler olduğunu göreceksiniz sizde içinde yer alın istiyorum sevgili dostlar,

Otlar, böcekler gibiydik bozkırda

Acılarda gökyüzü kadardık

Bizden geçerdi zamanın karanlığı

Yorgun öküzler, kara sabanlarla

Unutulmuş unutulmuş unutulmuş köylerdik

….

Komadı karanlığın ağaları

Halk uyansın, ülke çiçeğe dursun

Komadı aydınlıktan korkanlar

Terledin dayattın bizim için

Hey Cılavuzlar, Kepirler, Hasanoğlanlar

Mehmet Başaran “Tonguç Baba”Şiirinden

KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞU

Yaşamını eğitime adamış, eğitimci Hasan Âli Yücel , milli eğitimde devrim niteliğinde projeler gerçekleştirdi. Milli Eğitim Şûrası'nda Köy Enstitüleri projesini tartışmaya açan Yücel, yasa taslağı hazırlatarak ülkeyi, tarım koşullarına göre her bölge 3-4 ili kapsayacak şekilde 21 bölgeye ayırdı. Bu ayrımda, ulaşım nedeniyle tren istasyonlarına yakınlık, ancak şehirlere uzak köyler tercih edildi.

Projenin uygulanması ve geliştirilmesi amacıyla Yücel, İsmail Hakkı Tonguç 'u görevlendirdi. Tonguç, bu amaçla İsveç ve Alman eğitimbilimcilerin, yoksul çocukların topluma kazandırılması ve okutulması konularındaki kitaplarını Türkçeye tercüme etti.

1940'ta yaşama geçirilen Enstitülerde, ''bilgi'' yi ''iş'' e dönüştürecek bir eğitim sistemi öngörülüyordu.

Ulaşılmak istenen hedef, Atatürk'ün halkçılık ilkelerine uygun olarak, geniş halk kitlelerinin eğitim düzeyini yükseltmek, böylece reformların yerleşmesi için gerekli koşulları yaratmak, halkın politik, ekonomik ve kültürel yaşama aktif olarak katılmasını sağlamak ve aynı zamanda kendi hakları konusunda bilinçlendirmektir

İklimsel ve coğrafik özelliklerden doğal yapılara, yaşam öykülerini süsleyen isimlerin oluşturduğu bakir yerlere,yöresel ve bölgesel kültürel özelliklere kadar her şey dikkate alınarak, bölge halkının o andaki ve daha sonraki ekonomik yaşam ve yapıları da kurgulanarak yapılan seçimlerle kurulan Köy Enstitüleri;. AKSU, AKÇADAĞ, AKPINAR, ARİFİYE, BEŞİKDÜZÜ, CILAVUZ, ÇİFTELER, DİCLE, DÜZİÇİ, ERNİS, GÖNEN, GÖLKÖY, HASANOĞLAN, İVRİZ, KEPİRTEPE, KIZILÇULLU, ORTAKLAR, PAZARÖREN, PULUR, SAVAŞTEPE ve YILDIZELİ.dir.

YAPILANLAR;

Köy Enstitüleri'yle köylerde okuma-yazma öğretebilmenin yanında, modern tarım teknikleri, marangozluk, sağlık, müzik, spor gibi birçok alanda yol gösterecek ve bu alanlarda bilgi birikimi sahibi öğretmenlerin görevlendirilmesi hedeflendi. Öğretmen adayları, iş içinde çalışarak hem kendi barınaklarını, dersliklerini ve diğer gereksinimlerini, çalışma yerlerini yapmışlar; hem de gereken genel kültür ile meslekî bilgileri ve tarım çalışmaları yaparak köy için gerekli olan beceriyi kazanmışlardır. Her öğrencinin yılda 25 kitabı okuma zorunluluğunun olduğu ,Köy Enstitülerinde eğitimin yüzde 25'ini uygulamalı tarım dersleri oluşturuyordu. Eğitim araştırmacılarının yıllarca üzerinde durduğu ''uygulamalı eğitim'' , Köy Enstitülerinin eğitim işlevinin ayrılmaz bir parçasıydı. Teknik eğitim de enstitülerin derslerinin yüzde 25'ini oluşturuyordu. Bu eğitim kapsamında erkek öğrencilere yapı, demir, marangozluk işlerinde; kız öğrencilere ise biçki-dikiş, elişi, yemek vb. işkollarında eğitim veriliyordu. Kısacası enstitü öğrencileri ''yaparak, yaşayarak, uygulayarak'' öğreniyorlardı. Enstitü öğrencileri eğitim gördükleri bölgenin koşullarına uygun olarak arıcılık, balıkçılık, hayvancılık gibi çeşitli alanlarda da bilgi sahibi oluyor; bölge özelliklerine göre sebze ve meyve üretimi yapabiliyorlardı. Öğrenilen zirai tekniklerle elde edilen ürünlerin bir kısmını ''üretenler tüketiyor'' , kalanı ise değerlendirilerek gelir elde edilmesi, projenin özünü oluşturuyordu.İsteğe bağlı olarak öğrencilere donanımlı müzik öğretmenleri tarafından keman, mandolin, akordeon, bağlama ve saz dersleri de verilirdi. Ülkenin en ücra köşeleri olan köylerde ''yerel önder aydınlar'' yetiştirilmesi amaçlanan ,''Demokrasiye sahip çıkacak ve genç Cumhuriyetin devrimci kadrolarını genişletecek'' , ulusal ve devrimci niteliğiyle öne çıkarak ''köyü ve köylüyü aydınlığa ulaştırma çabası ve sorumluluğu içinde eğitim veren Köy Enstitüleri'' 14 yıllık aydınlanma savaşının ardından bilinçli bir politika izlenerek 1954 yılında kapatıldı


Köy Enstitüleri mezunlarının yurdun dört bir yanına aydınlanma ışığını yayacağı umuluyordu. Bu umudu, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü , Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nü ziyaretinde el yazısıyla okulun anı defterine yazdığı şu sözlerle yansıtmıştı:

''Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi ve en sevgilisi saydım. Köy Enstitülerinde yetişen evlatlarımızın başarılarını ömrüm boyunca yakından ve candan izleyeceğim.''

Köy Enstitülerinden, aydınlanma meşalesini taşıyarak ulusun geleceğine damgasını vuran on üç yıl boyunca yirmi bir enstitü on yedi bin mezun verdi.Fakir Baykurt , Mehmet Başaran , Dursun Akçam , Mahmut Makal , Talip Apaydın , Adnan Binyazar gibi sayısız örneklerin bulunduğu ''köylü aydınlar kuşağı'' yetişti.


EKMEK VE DÜNYA KLASİKLERİ


Kapatılan enstitülerden bugüne ise sadece amacını belirgin kılan anılar kaldı: ''İsmet İnönü, Kepirtepe Köy Enstitüsü'nde bir kız öğrenciye çantanda ne var, görebilir miyim'' diye sorar. Öğrenci çantasından ekmek-köfte ve dünya klasiklerinden bir eseri çıkararak gösterir. İnönü sevinerek çevresindekilere, ''Ne zaman Türkiye'de erinden generaline, sade vatandaşından cumhurbaşkanına kadar herkes 'ekmekle kitabı' bir araya getirebilirse gerçek kalkınma başlamış demektir'' der.

KÖY ENSTİTÜLERİ’nin başardıklarını şöyle özetleyebiliriz:

- Yüzyıllardır biriken feodal toplumun üretim ve yaşam biçimini
ortadan kaldırmaya başlamıştır.
- Bilimsel ve felsefi anlamda laik eğitim başlamıştır.
- Feodal toprak rejiminin değişimi toprak ağalarının kendilerinin
ortadan kaldırılma tehdidinin hissetmelerine neden
olmuştur.
- Sanayi için eğitilmiş, nitelikli iş gücü oluşmaya başlamıştır
- Sanat, edebiyat, bilim teknoloji de olumlu beklentiler oluşmuştur.
- Atatürk’ün özlediği demokratik toplum ve kültür için kurumsal alt yapı
oluşmaya başlamıştır.
- Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş belirtilerini vermeye
başlamıştır.
- Ezberci değil, analitik düşünen- sorgulayan birey yetiştiren demokratik
ve üretici eğitim başlamıştır.
Bu bağlamda yukarıda yer alan özellikler statükoyu rahatsız etmeye
başlamıştır.
.

HAYAL DEVAM EDİYOR OLSAYDI…

İşlenilmemiş toprak, kullanılmamış su, okumayan çocuk ve genç, üretim yapmayan fabrika kalır mıydı?

Özelleştirme diye bir mirasyedilik veya ver kurtul yaşanırmıydı?

Siyaset hep Yeteneksizlerin yaptığı bir şeymi olurdu?

Ürediğimizden fazla Üretirmiydik yoksa?

Doğduğu yerde doymayanların yarattığı Varoş kelimesini biliyor olur muyduk

Ülke kaynaklarından en çok payı gene teröremi harcardık:?

Gelişmişliğini, kalkınmışlığını sağlamış köyler boşalırmıydı?

Ya da köyden kente göç ihtiyacı?

Töre cinayetleri ya da berdelleri mi okurduk gazetelerin üçüncü sayfalarında?

Yolsuzluk, hırsızlık, gasp gibi toplumsal yaralar mı açılırdı zihinlerde?

Paralı eğitime gerek mi kalırdı? Ya da eğitimde uçurum yaratan dershanelere?

Ulusal kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkmalıyız diye haykırmamıza ne lüzum kalırdı? Zaten kültürümüzü yitirip yabancılaşmamış olurduk.

Demokratik kültürden, bilim ve bilimsel düşünceden yana olmayan her birey ve kurum “ Köy Enstitü”lerinin ortadan kaldıranlar kadar birinci derecede sorumluluk sahibidir.

Saygılarımla...

Halil Nadas

Konuya ilgi Duyanlara Önerebileceğim;

Köy Enstitüleri ile ilgili Başvuru Kaynakları
(Derleyen: Uğur Altunay, Son Güncelleme: 18 Ocak 2006)


Köy Enstitüleri Albümü (Köy Enstitüleri ile ilgili yüzlerce fotoğraf ve belge.  Açılacak sayfalardaki ok imini tıklayın. Ücretsiz üyelik olanağı var.)

Boğaziçi Üniversitesi Köy Enstitüleri Araştırma Grubu

Hasan-Âli Yücel Kronolojisi

Turkish Village (a fulltext book by Paul Stirling)

The Social Structure of Turkish Peasant Communities (theses by Paul Stirling)

45 Years in the Turkish Village (by Paul Stirling)

İsmail Hakkı Tonguç

Hasan-Âli Yücel

Köy Enstitülerinin 65 Yıllık Hikayesi (Trakya Üniversitesi)

Köy Enstitülerinin Doğuşu ve Başardıkları (CUMOK)

Eğitimde Süreklilik ve Köy Enstitüleri (Bekir Özgen)

Köy Enstitüleri (Vikipedi Ansiklopedisi)

Köy Enstitüleri (MEB)

Köy Enstitüleri ve Bir Yazıneri (Ali Dündar üzerine bir yazı, Bizim Anadolu Dergisi)

60. Yılında Köy Enstitüleri (Oktay Gökdemir, Cumhuriyet, 17 Nisan 2000)

Köy Enstitüleri Öğretim Programları (Ferhan Oğuzkan)

Köy Enstitülü Eğitimci-Yazar Pakize Türkoğlu (Cumhuriyet, 17 Nisan 2000)

Kent Enstitüleri (Adil Türkoğlu, Cumhuriyet, 19 Nisan 2000)

Köy Enstitüleri Neydi, Ne Değildi? (Kitap tanıtımı, Nazif Evren)

Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü (Kitap tanıtımı, Abdullah Özkucur)

Köy Enstitülerinde Öğrencilerin Yönetime Katılması (Galip Candoğan)

Hasan-Âli Yücel'in Eğitim ve Kültür Politikası (Mustafa Ergün)

Tonguç ve Eğitim Felsefesi (Ali Dündar)

Ülkemizin Kaçırdığı En Büyük Eğitim Projesi: Köy Enstitüleri (İbrahim Ortaş)

Çağdışılığın Panzehiri Köy Enstitüleri

Neden Köy Enstitüleri (Güneş Erkul, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi)

Kemalist Aydınlanma ve Köy Enstitüleri (Altan Arısoy, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi)

Atatürk'ün Türk Eğitimine Getirdikleri ve Köy Enstitüleri (Onur Fidaner, Stanford Üniversitesi)

Köy Enstitüleri ve Sağlık Eğitimi (Cemal Hüseyin Güvercin, Murat Aksu, Berna Ada, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, 57/2, 2004, s. 97-100, pdf dosyası)

Müzik Eğitiminin Çoklu Zeka Alanlarına Etkisi ve Köy Enstitüleri (Ayfer Kocabaş, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi)

Köylere Öğretmen Yetiştirme Meselesinin Tarihçiği (Aziz Bakay)

65. Kuruluş Yılında Köy Enstitüleri (Suay Karaman, Üniversite ve Toplum Dergisi, pdf dosyası)

Köy Enstitüleri (şiir, Hasan Akarsu)

Eğitim Fakülteleri Öğretmen Yetiştirme Programlarının Yeniden Düzenlenmesi (YÖK Raporu, word dosyası)

Okul ve Sınıf Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar (Coşkun Bayrak, AÖF kitap bölümü)

The Process of Getting Identity in Turkish Society: Kemalist Education (by Nihat Aycan, Journal of Social Sciences 1/3, 2005, pp. 136-140

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.


Okunma: 2507 | E-Posta

Yorumlar (17)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 15-05-2007 11:04 - Misafir - IP: 88.232.95.181
 
 
UNUTMAMAK...
Haftalar vardır,günler vardır;belirtilen hafta diyelim ki\"ORMAN HAFTASI\" hfta geçer belleklerde eski hızını korumaz vesanki gündemden düşer.Diyelim \"ENGELLİLER HAFTASI\"hafta geçmez yine gelecek yıla kadar belleklerde rafa kaldırılır.Bu ve buna benzer anma günlerini yüzzlerce sıralayabiliriz.Ve hepsisnsin ardında hafta yada gün tükenmeden bir bellek zafiyet ileolay unutulur ve tozlu raflarda yerini alır.Oysa anmak tan maksat belleklerde bili,nci ateşlemek ve sağlam tutmak ve unutmamak gibi bir dizi süreci canlı tutmalıdır.İŞTE O ZAMAN KİŞİSEL BELLEKLER VEULUSAL BELLEK DEVAMLI ETKİN,ETKİLİ VE TETİKLTE KALIR.Kısacası anmak çok uzun soluklu ve zahmetli bir iştir.Sorumluluk,rafa kaldırılmayan bir bilinç ve bellek gerektirir.Diyelim ki bugün ANNELER GÜNÜ piyasa ekonomisini canlı tutan reklamlar zinciri mekanizması hatırlatmamalı ANNE SEVGİSİNİ...ANNE HER ZAMAN KUTSAL VE ELİ ÖPÜLESİ BİR NİMET OLARAK YILIN HER GÜNÜNDE GÖNÜLLER YAYILMALI...HERŞEY VE ANLAMLI HER ANMA GÜNÜ VE TÖREENİ DE BÖYLE DEĞİL Mİ?SÖZLERDEN,SERAMONİLERDEN \"ÖZLERE\" VARMAK GEREKMEZ Mİ?REKLAM,PROMOSYON SEKTÖRÜ YADA ONA BENZER DEĞİŞİK SEKTÖR VE KURUMLAR,KİŞİLER BİR GÜNE ,BİR GÜZELLİĞE İŞARET EDEBİLİRLER.FAKAT ONU CANLI TUTMAK,DİRİ KILMAK LAFTAN ÖZE İNDİRMEK DAHA ÖNEMLİ VE GÜZEL BİR GÖREVDİR.LAFTAN YANA MANGALLARDA KÜL BIRAKMAYAN BİR ANLAYIŞIN ÖTESİNDE HER GÜNE ,HAFTAYA,VE ANILASI HER GÜZELLİĞE DAİMA VE DAİMA ,KESİNTİSİZ VE BİLİNÇLE SÜREKLİ SAHİP ÇIKMAK NE BÜYÜK GÜZELLİKTİR.BU GÜZELLİKLERİ PAYLAŞMAK VE DESTEKLEMEK VE ARDI SIRA GİTMEKTİR TUTARLILIK VE ETKİLİLİK.YOKSA ELİM SENDE OYUNUNDA OLDUĞU GİBİ DOKUNUP GEÇMEK VE GELECEK SERAMONİLERE KADAR BUZDOLABINDA ACYİP BİR KONSERVE GİBİ SAKLAMAK ANMA GÜN VE HAFTALARININ ÖZÜ OLMALIDIR.VE HERKES BU ÖZÜN VE SÖZÜN ARDINDA DURABİLMELİDİR.BU BİLİNÇVE ANLAYIŞTA OLANLARA SELAM OLSUN.OLMAYANLAR DA ELBETTE VE MUTLAKA GÜZEL DÜŞÜNCELERLE SÖZLERİN VE ÖZLERİN ARDI SIRA GİTMEYE ÇALIŞIRLAR.HER GÜZEL VE ANLAMLI GÜN HAFTA İLK CANLILIĞINDAN DA ÖTELERE VE GÜZELLİKLERE GÜZELCE TAŞINMALIDIR.BUNA GEREKLİLİK VARDIR.YANİ KUVVEDEN FİİLE İNİLMELİ,SÖZDEN ÖZE İNANÇLI,BİLİNÇLİ VE KARARLI SEYAHATLER YAPILMALIDIR.YOKSA BEN DE BU GÜNÜ KUTLARIM VS.GİBİ SÖZLER SU ÜSTÜNA YAZILMIŞ YAZI GİBİDİR.YİĞİDE YÜREKLİYE SÖZÜYLE,ÖZÜYLE VE İCRAATIYLA BAĞLILIK VE SAHİPLİK YAKIŞIR.TÜM GÜZELLİKLERİ GÜZELLEŞTİRMEYE ÇALIŞAN HERKESE SELAMLAR...
 
2. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 09-05-2007 10:21 - Misafir - IP: 88.232.36.56
 
 
AYDINLARA SELAM OLSUN
Okumay-yazmayı"akşam okulunda öğrenip "GECEYE IŞIK OLAN" AYDIN YÜZLÜ İNSANLARA VE YETİŞTİRDİKLERİ AYDINLARA SELAM OLSUN.TÜM AYDIN DÜŞÜNCELİ İNSANLARA SELAM OLSUN...karanlıklara inat edenlere de AYDINLIKLAR ULAŞSIN...
 
3. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 09-05-2007 10:06 - Misafir - IP: 88.232.36.56
 
 
KIR KARA ZİNCİRLERİ
"BİT PAZARINDA"satılsa "KARA DÜŞÜNCELER, 
Yine de BEŞ PARA ETMEZ. 
Kara zincirlere vurulmuş zihinlerle bu ülke IŞIĞA GİTMEZ. 
Oysa özlenen UFUKTUR ve IŞIKTIR. 
Gerçekleri görün gerçekleri,YAZIKTIR...
 
4. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 08-05-2007 21:07 - Misafir - IP: 81.214.108.140
 
 
BİLEMEYENLER-BİLMEMEZLİKTEN GELENLER
Sevgili Oğuz Bey, 
Bilmeyenler,Bilemeyenler,Bilmezlikten Gelenler her ne kadar  
saçma benzetmelere girişselerde bu ülkeye 
patinaj çektirmeye ve fren koymaya çalışalarda çabaları yetmeyecek.Siyasi düşünüyorsunuz diyenlere cevabım; 
EVET SİYASİ DÜŞÜNÜYORUM, 
SİYASETİM:ÜLKEMİ SEVMEK ama siyaseti 
ülkeyi sevmek olmayan 
SİYASİLER değilmidirki 
KÖY ENSTİTÜLERİNİN YARATACAĞI AYDINLIK BİR ÜLKEDEN korktular 
ve çareyi KAPATMAKTA BULDULAR... 
Bugüne kadar hiçbir 
köy enstitüsü mezunu ile tanışmadım.Hiçbir akrabam köy enstitülü değil.Maalesefki o abidelerin öpülesi ellerini tutupta öpemedim.Okuma-Yazmayı 
Akşam Okullarında Öğrenen bir ananın çocuğuyum,okuma yazma bilmediği halde aydınlık yüzlü çocuklar yetiştiren anne ve babalar çoğaldıkça bu ülkenin 
patinaj zincirleride 
paramparça olacaklar. 
Bizim yüzümüz hep geleceğe dönük ama geçmişimizi unutmadan.. 
Yorumunuz ve GARDAŞLIĞINIZ için teşekkürler..
 
5. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 08-05-2007 20:47 - Misafir - IP: 81.214.108.140
 
 
SİYASİ BAKIYORSUNUZ
SEMA Hn, 
Geride Kalan Köy Enstitüleri değil sizin gibi düşünenlerdir.Bu ülkeyi 100 Yıllık Karanlığa mahkum etmek isteyenlerle aynı düşünüyorsunuz. 
Ama Bu ülkenin aydınlık insanları takiye yaparak aydınlık görünen zihniyeti geldiği karanlığa geri döndürüyor.FARKINDAMISINIZ? 
 
Bit Pazarına ülkeyi kimlerin döndürdüğünden bi habersiniz 
Ülkede satılmadık ne kaldı? 
FARKINDAMISINIZ?  
 
Yaşınız kaç bilmiyorum ama  
bak seneler önce ne anlamlı bir şarkı söylemiş bugünü görenler .... 
 
Her Şey Satılık 
 
Haydi çık pazara her şey satılık 
Üç otuz paraya her şey satılık 
 
Dostluk şeref namus hep haraç mezat 
Üstte başta ne varsa her şey satılık 
 
Sen ben biz siz onlar bütün yurttaşlar 
Savaştan barıştan arta kalanlar 
 
Romen Bulgar derken şimdi de Ruslar 
Otelde motelde canlar satılık romen 
 
Bulgar derken küçük çocuklar 
Otelde motelde canlar satılık 
 
Pazar malı olmuş babanın ismi 
Aileden yadigar takı satılır 
 
Baba ocağını yerle bir eden 
Sefer tası gibi katlar satılık 
 
İthal otolara yenik düştüler 
Rüzgarlarla yarışan atlar satılık 
 
Zülfü Livaneli 
 
TEHLİKENİN FARKINDA OLACAĞINIZ GÜZEL AYDINLIK GÜNLER DİLİYORUM...
 
6. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 08-05-2007 20:47 - Misafir - IP: 81.214.108.140
 
 
SİYASİ BAKIYORSUNUZ
SEMA Hn, 
Geride Kalan Köy Enstitüleri değil sizin gibi düşünenlerdir.Bu ülkeyi 100 Yıllık Karanlığa mahkum etmek isteyenlerle aynı düşünüyorsunuz. 
Ama Bu ülkenin aydınlık insanları takiye yaparak aydınlık görünen zihniyeti geldiği karanlığa geri döndürüyor.FARKINDAMISINIZ? 
 
Bit Pazarına ülkeyi kimlerin döndürdüğünden bi habersiniz 
Ülkede satılmadık ne kaldı? 
FARKINDAMISINIZ?  
 
Yaşınız kaç bilmiyorum ama  
bak seneler önce ne anlamlı bir şarkı söylemiş bugünü görenler .... 
 
Her Şey Satılık 
 
Haydi çık pazara her şey satılık 
Üç otuz paraya her şey satılık 
 
Dostluk şeref namus hep haraç mezat 
Üstte başta ne varsa her şey satılık 
 
Sen ben biz siz onlar bütün yurttaşlar 
Savaştan barıştan arta kalanlar 
 
Romen Bulgar derken şimdi de Ruslar 
Otelde motelde canlar satılık romen 
 
Bulgar derken küçük çocuklar 
Otelde motelde canlar satılık 
 
Pazar malı olmuş babanın ismi 
Aileden yadigar takı satılır 
 
Baba ocağını yerle bir eden 
Sefer tası gibi katlar satılık 
 
İthal otolara yenik düştüler 
Rüzgarlarla yarışan atlar satılık 
 
Zülfü Livaneli 
 
TEHLİKENİN FARKINDA OLACAĞINIZ GÜZEL AYDINLIK GÜNLER DİLİYORUM...
 
7. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 08-05-2007 20:24 - Misafir - IP: 88.232.155.198
 
 
BİLEMEZLER
Sevgiler kotardık yürekten yüreğe, 
Bin emekle temeller atıldı,yapılar yapıldı. 
Yapılar yapıldı tuğla-tuğla,taş-taş... 
Emekle çalışıldı GARDAŞ-GARDAŞ... 
Cehalete karşı yakıldı bir ATAŞ. 
Sevgiden yana, 
Dostlıktan yana. 
Anlayamadı bazı beyinler, 
Bellekler bağnaz, 
Yürekler taş. 
Bilemediler, 
Bilemezler seni GARDAŞ...
 
8. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 08-05-2007 19:00 - Misafir - IP: 88.232.155.198
 
 
BİLEMEMEK
BİLEMEMEK diye başladım söze.Evet BİLEMEMEK...Ne yazık ki sema deniz hanım gibi bilemeden söz söyleyebilmek ,ve hatta bilemediğini de söylerkende üslubuna PATİNAJ.BİT PAZARINA NUR YAĞMAK GİBİ tabirlerle de agresif düşüncelerini,beyninin arkasını ortaya koyması bence abes 
.HİÇBİR KÖY ENSTİTÜLÜ,ÖĞRETMEN OKULLU Ssema hanıma onun üslubuyla cevap verme nezaketsizliğni göstermez.Onun gibilerini de sever ve kucaklar KÖY ENSTİTÜSÜ,ÖĞRETMEN OKULU ADABI.ORALARDA ADAP,EDEP,İNSAN SEVGİSİ,ÖNYARGISIZ VE KATIKSIZ SEVGİLER ÜRETİLİR VE PAYLAŞILIRDI,sema hanım ve onun gibi kulaktan dolma ve hatta onun deyimiyle siyasice düşünen ve yine onun deyimiyle bu bilsizliğin içinde PATİNAJ EDNLER VAR DEMEK.sema hanımın yaşı ve eğitimi (DİPLOMASINI KASTETMEDİM HER NEYSE.)KÖY ENSTİTÜ KUŞAĞINI VE ARDINDAN GELENLERİ İDRAK ETMEYE YETMEZ,YETEMEZ.ÇÜNKİ O YAŞANIR VE SEZİLİR.NE YAZIK Kİ YANLIŞ ANLATI YANLIŞ ÜSLUP VE YAKLAŞIMLARLA SİYASİ DE DİYEMİYECEĞİM ADINI KOYAMADIĞIM BİR ANLAYIŞLA NEYİ VE HANGİ BİLGİYLE KARALARLAR ANLAYAMAM.BÖYLE KİŞİLERİN ÜSLUPLARI DA YAZISINDA İZLEYECEĞİNİZ ÜZERE OLUR NE YAZIK Kİ..BİT PAZARINDAN,PATİNAJDAN TUTUN DA BUNA BENZER PİYASA AĞZI POLEMİKLERİYLE SAYGISIZLI YAPARLAR O ABİBELERE.ASLINDA TABİRİM SAĞDUYULU İNSANLAR TARAFINDAN MAZUR GÖRÜLSÜN BEN DE KENDİSİNE NAZİKLEŞTİRİLMİŞ BİR TABİRLE AVARE KASNAK GİBİ BOŞ DÜŞÜNCELERİN PEŞİNDE OLMAMASINI ARŞTIRMASINI VE HATTA O ABİDELERDEN SAYGIDEĞER KÖY ENSTİTÜLÜLERDEN DİRİNİ BULABİLİRSE SAYGIYLA ELLERİNDEN ÖPMESİNİ TAVSİYE EDRİM.sema hanım senin bit pazarı benzetmesiyle belirttiğn O ESKİLER TARİHTİR,ŞANDIR ŞEREFTİR.BU ÜLKENİN GEÇMİŞTEKİ PARLAK MAZİSİNE ,TARİHİNE,ŞANINA PİYASA AĞZIYLA VE KULAKTAN DOLMA YAKLAŞAN BİLGİSİZLERE YAZIKLAR OLSUN.BENİM YURDUM HER ZAMAN YÜCE ELLERDE YÜCELMEYE LAYIKTIR.CÜCE DÜŞÜNCELERLE VE ONA KUMANDA EDEN BEYİNLERLE BİRYERLERE VARILMAZ.SAYGI,SEVGİ,VATANSEVERLİK UCUZ POLEMİKLERİNVE UCUZ DÜŞÜNCELERİN ÇERÇEVESİNDE GELİŞEMEZ.TARİHİ BİLİN,DOĞRU BİLİN VE DOĞRU KONUŞUN.SAYGIYLA KONUŞUN.....
 
9. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 07-05-2007 00:39 - Misafir - IP: 88.254.128.196
 
 
SİYASİ BAKIYORSUNUZ
Sİyasi açıdan bakıyorsunuz hep,bence köy enstitüleri artık geride kalmış,ileriye bakın,ileriye....Patinajı bırakın lütfen, dar kalıplardan kurtulun. Eskiye rağbet olsa,bitpazarına nur yağarmış..
 
10. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 01-05-2007 21:08 - Misafir - IP: 88.234.124.95
 
 
Akpınarda o ruh hala var
Ben 1974 akpınar öğretmen okulu mezunuyum.Okulumuzda (önce vatan) tepesi yazan bir tepe vardı.O tepede 21 köy enstitüsünü simgeleyen küçüçük maketlere vardı.Bizler öğrenciliğimiz süresince hep köy enstitülerinin o aydınlatıcı ışığını yanımızda hissettik.o ruh ölmedi bi yerlerde hala yaşıyor.şunu unutmayalım bu gün çağa uygun köy enstitülerine kırklı yıllardan daha çok ihtiyaç var .İşte gelinen nokta ortada. ÇOK SÖZE NE GEREK VAR. Halim
 
11. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 25-04-2007 15:28 - Misafir - IP: 81.215.231.9
 
 
YİTİRDİĞİMİZ ENSTİTÜLER
Oğuz Bey,Teşekkürler bunca duygu yüklü mesajınıza. 
Yitirdiğimiz Enstitüler Kalsaydı Bugün acaba hala bir takım değerleri yitirmeye devam ediyor olumuyduk? 
esenkalın
 
12. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 25-04-2007 10:45 - Misafir - IP: 88.232.103.68
 
 
YİTİRDİĞİMİZ ENSTİTÜLER
"YİTİRDİĞİMİZ ENSTİTÜLER" diye başladım söze...Evet yitirdiğmiz enstitülerdi onlar.Şimdilerde de o güzel yerlerde yeşermiş KIR ÇİÇEKLERİNİN çoğunu yitirdik.Onlar ki ayrık otu kadar dirençli,bir gül kadar güzel , tanıma sığmaz değerlerdi.Köy enstitülerinin yıkılan duvarları,yapıları gibi çekilip gittiler çoğu bu dünyadan.Yeşerttikleri küçük fidanlar şimdilerde görkemli birer abide.Diyelim ki HASANOĞLAN'DA O KOSKOCA MAVİ CAM VE DİĞER BÜTÜN AĞAÇLAR TÜM YEŞİLLİĞİYLE BUGÜNLERE KALAN YIKILMAMIŞ MİRASLAR.Onların altında gölgelenen,serinleyen insanlar mutlaka o emeği düşünmeliler,o ideal,o özveri,o sevgiyi düşünmeliler.Tarumar olmuş bahçeler,bağlar ve binalar dan arta kalan resimler insanlara emeği,özveriyi,sevgiyi,saygıyı,vatanseverliği,bilimselliği,k ısacası birbirinden güzel değerleri hatırlatmalı.Bu hatıralar önünde saygı duyulmalı.Fakat ne yazık ki bunları bilmeyip kulaktan dolma bilgilerle değil BİLGİZLİKLE o okullara yanlış bakanlara demeli ki; O OKULLAR VE ORTAM VE BU ÜLKE İÇİN HARCANAN GÜZEL EMEKLERİ DUYMAK BİLE BİR AYRICALIK İSTER.TÜM KÖY ENSTİTÜLÜLERE,ÖĞRETMEN OKULLULARA SAYGI VE SEVGİLER...
 
13. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 21-04-2007 22:17 - Misafir - IP: 81.214.108.140
 
 
KEŞKE-ELBETTE
Sevgili Ahmet,Keşke değil elbette köy enstitülü bir dedenin torunu olmanın onurunu taşımak kolay değil ama istenirse başarılmayacak şey yok.YENİ KÖY ENSTİTÜTÜLERİ senin genç öğretmenlerin görev yapacağı okullar neden olmasın?
 
14. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 17-04-2007 20:30 - Misafir - IP: 85.98.198.224
 
 
köy enstitüleri efsanesi
Benim dedem cumhuriyetle yaşıt ve köy enstitüsü mezunu,mükemmel bir insan..keşke bu efsane süregelse ve de devam edebilseydi..bende öğretmen olacağım ve dedemden çok şey öğrendim.Keşke bende o dönem yaşamış ve köy enstitülü olbilseydim..
 
15. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 13-04-2007 23:26 - Misafir - IP: 81.214.108.140
 
 
KÖY ENSTİTÜLÜ OLMAK
Değerli Vedat Bey,Ne mutluki size böylesi aydınlık yüzlü bir ailenin çocuğunuz, Onca yoksunluğa rağmen bir mucizeyi gerçekleştirenlere selam olsun..
 
16. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 12-04-2007 12:05 - Misafir - IP: 88.241.99.156
 
 
KÖY ENİSTİTÜLERİ
RAHMETLİ BABAM SAĞLIK MEMURU ABDULLAH DİKMEN VE RAHMETLİ AMCAM ÖĞRETMEN AHMET DİKMEN KIZILCULLU KÖY ENİSTİTÜSÜ MEZUNLARIYDI. OKULLARIYLA ÖLÜNCEYE KADAR GURUR DUYDULAR.  
AMA EN ÖNEMLİSİ HAYATINDA HİÇ OKUMA YAZMA ÖĞREMEMİŞ VE ÖLÜNCEYE KADAR ATATÜRK VE İNÖNÜ'YE OLAN SONSUZ SEVGİSİ VE İNANCIYLA YAŞAMIŞ OLAN BABAANNEM B.BAHRİYE DİKMEN İLE DEDEM (KARABURUNLU) MEHMET DİKMEN'in ONLARI OKUTMAK İÇİN GÖSTERDİKLERİ SONSUZ ÇABA VE İNANÇ. 
HEPSİNİ SONSUZ SEVGİ VE SAYGILARIMLA ANIYORUM. TÜM KÖY ENİSTİTÜLERİDEN MEZUN OLAN VE HAYATINI KOŞULSUN BU ÜLKEYE ADMIŞ OLANLARDAN YAŞAYANLARA SAĞLIKLI UZUN ÖMÜRLER HAYATTA OLMAYANLARA TANRIDAN RAHMET DİLİYORUM.  
ÜLKEYİ YÖNETENLERİN ÇIKARLARI İÇİN NASILDA BİR EĞİTİM KURUMU KATLETTİKLERİNİN HAZİN BİR ÖYKÜSÜDÜR. ULU ATATÜRK SANGİ BU GÜNLERİ GÖREREK GENÇLİĞE HİTABEYİ SÖYLEMİŞ. SAYGILARIMLA.
 
17. Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. 10-04-2007 18:19 - Misafir - IP: 85.108.53.91
 
 
Hasan Ali YÜCEL
Eğitim Sistemi deyince aklıma hep Hasan Ali YÜCEL ve İsmail Hakkı TONGUÇ gelir.O günkü Türkiye koşullarını çok iyi tahlil edip öyle güzel bir sistem getirmişler ki bugün hala Köy Enstitülerini arıyoruz.Hatırlattığınız için teşekkürler Sayın NADAS.Sorumluluk sahibi eğitimcilere ilham olmasını diliyorum
 

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (17 Yorumlar)

 
< Önceki   Sonraki >

 Bugünkü gazetelerin 1. sayfaları...

URLA ŞİİRLERİ
Güneşi çağırdım

Az sonra gelecek    Urla 'nın sokak aralarında..

Ali TEKMİL

SIIR KÖSESI
SEVİLMEK İSTERİM
Ümran ÇETIN

Kimler Online
Şuan 7 konuk çevrimiçi
  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.