|
Sivil Toplumun Örnek İnsanı: Ali Dinçer Herkesin gideceği yer belli; Yahya Kemâl Beyatlı, Sessiz Gemi adlı şiirinde, “Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan” diyerek meçhûle gönderme yapıyor.
Gidip de geri dönen yok. Bu seyahate katılamayıp rıhtımda kalanlar üzüntülü; günlerce, aylarca hatta yıllarca bu ayrılığı hazmedemiyor, ama bu meçhûle kalkan ne ilk gemi, ne de sonuncusu. Yahya Kemal, kalanların kederini hafifletmek için olsa gerek, “Bir çok gidenin her biri memnûn ki yerinden / Bir çok seneler geçti dönen yok seferinden” diyerek noktayı koyuyor. Yaşamın yoğun temposu içinde örnek alabileceğimiz birçok insanı sürekli izleyebilme veya bir araya gelerek onlardan güzel bir şeyler öğrenebilecek durumda olamıyoruz. Yine de, okurlarımıza sizin yaşamınızı etkileyen, örnek aldığınız insanlar var mıdır, diye sorsak, her okurumuz mutlaka buna olumlu yanıt verir. Bu kez soruyu, her yönüyle örnek alabileceğiniz insanlar kimler, diye sorsak sanırım sayı biraz azalır. İşte Ali Dinçer her yönüyle örnek alınacak insanlardan birisiydi. Üniversite yıllarında tanıştığım; öğrenci hareketleri içinde birlikte birçok eylem yaptığım; aile, vatan ve arkadaş sevgisini, hoşgörüyü kendisinde gıptayla gördüğüm ve alabildiğimce öğrendiğim eşsiz bir insandı. Yola çıkarken arkanıza dönüp bakmasanız bile, orada olduğuna kesinlikle inandığınız kaç kişi vardır hayatta? Paranın ve iktidar hırsının dostluğun önüne geçmeye başladığı bir ülkede, kardeş diyebileceğiniz ve kardeşliğin gereğini yapabilecek insanların en ön saflarında yer alırdı.
BİLGİ, CESARET ve KARARLILIK Bu yazı 23 Nisan’da yayınlanacak; ulusal egemenlik ve çocuk bayramında. Bir insan düşünün ki, 1970’lerde bir milyon çocuğa kitap dağıtsın, Nazım Hikmet’in “yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine” dizelerini öğretsin. Bir insan düşünün ki, Ankara’nın bozkırında Batıkent diye anılan bir büyük yerleşimi planlasın, hayata geçirsin; Türkiye’de ilk kentsel metro ağını planlasın ve temelini atsın. Bunlar ekip işidir diyenlere de, bunun ekip çalışması olduğunu söyleyerek, tüm çalışma arkadaşlarına yaşamı boyunca sahip çıksın ve onlara destek olsun. 12 Eylül onu Ankara Belediye Başkanlığından ve Kent Kooperatifçiliğinin yönetiminden alıp, fırsatçılara gün doğdururken; sivil toplumculuktan ve sosyal demokrasiden ödün vermeden çalışsın; tüm yaşamını insanlarla birlikte, onların sevgi ve acısını paylaşarak, acı günlerinde özellikle ve mutlaka yanında olarak geçirsin. Yıldızı herkesle barışık -herkese mavi boncuk dağıtan değil-, herkesle yaşamı paylaşabilen bir insandan, kısacası, insanın olumlu özelliklerini yaşam biçimiyle özdeşleştiren, hepimizin özlemi olan, örnek bir insandan söz ediyorum. Yahya Kemal’in dediği gibi; “ne giden son gemidir bu / Hicrânlı hayâtın ne de son mâtemidir bu”. Bir dostun ötesinde, kardeş kadar yakın bir insanı kaybetmenin tarifsiz acısı yaşıyorum. Yaşam devam ediyor. Ali Dinçer, 19 Nisan’da müthiş bir insan seli ile uğurlandı; adı her zaman insani değerlerle birlikte anılacak. Ruhu şâd olsun.
İskender Odabaşoğlu
22.04.2007 Okunma: 1090 | E-Posta
v.1.4.6 All right reserved Yorum yaz (2 Yorumlar) |