| MAYIS VE GENÇLİK |
|
|
|
MAYIS VE GENÇLİKMAYIS AYLARIN GÜLÜDÜR.
Mayıs, ayların gülüdür, Taze bir çiçek dalıdır, İçerim ateş doludur; Mayıs’ta gönlüm delidir. ….
Sebahattin Ali.
Merhaba Dostlar,
Mayıs benim için 12 ayın en güzel, en anlamlı,en hüzünlü,en duygulu ,en yoğun geçen ayıdır.Çoğumuz içinde öyle değimlidir?
Yukarıda şiirini alıntıladığım Sabahattin Ali Gibi,Urla’da Aynı Kentte Yaşamı Paylaştığımız Sayın Yılmaz Karakoyunlunun Yorgun Mayıs Kısrakları gibi, Çoğu yazın insanının ve sanatçının üretimlerininin bir yerlerinde mutlaka mayıs yer almıştır.
Başta medya organları olmak üzere tüm iletişim yöntem ve araçları ile tüketim çılgınlığının yaşamımızın her alanına girdiği ve yönettiği günleride getirse Mayıs benim için hep özel bir ay oldu. Benim gibi yolun yarısını geçmişlerden bugünün gençlerine kadar hepimize Bahar Bayramı olarak belletilmeye çalışılsada, 1977 de olduğu gibi hüzünlü anılarla belleklerde yer etsede, 1 Mayıs İşçi Bayramı ile Başlayan ve son gününe değin dolu dolu geçen kaç ay daha var? 6 Mayıs.’ın Kaçımızın belleğinde yeri var.? En Güzel koşunun en uzun 100 metresini kısa yaşamlarına sığdıran Deniz’lerin Ya mayısın 2.Pazarları elleri öpülesi anneleri nasıl unutabiliriz. Bu yıl mayısın bunca güzelliğine bir başka güzellik eklendi ; 13 Mayıs 2007 İzmir Cumhuriyet Mitingi,Tandoğan başlayarak yükselen selerle gelen yankılanmalar Zaten Farkında Olanlar ile Tehlikeyi fark edenleri buluşturan bugünde çoluk çocuk,genç yaşlı mayısın coşkusuyla kordonda bir arada olmak bir başka güzeldi. Aynı gün kutladığımız anneler gününün en anlamlı mesajını veren Atamızın ve hepimizin anası Zübeyde Hanım Portresinin yanında Anamızı aldık’da geldik diyen Karşıyakalılar unutulabilirmi. Mayıs’ın doğaya kazandırdığı bütünsel canlılık şimdilerde ülkemin her yanında devam ediyor. Ve şimdi 19 Mayısı Kutlamaya hazırlanıyoruz, 19 Mayıs Sadece gençlerin stadyumlarda gösteri yaptığı klişe konuşmaların yapıldığı bir bayram değil ,Küllerinden doğmaya çalışan bir ulusun diriliş başlangıcıdır. Kutladığımız bu günde ;Onları hazırcılığa,kolaycılığa,beyin tembelliğine ve üretmeden sadece tüketmeye yönelten ve nasıl üretirim değil,ne kadar tüketirim diye yollar aramaya iten geçmişini unutan nedenleri Ortadan kaldırmak için biz birey olarak sorumluluklarımızı gerçekten yerine getiriyormuyuz. Amerikan Newsweek dergisi 2-3 Yıl Önceki bir sayısında ,Türkiye için "Genç olmak İçin En İyi Ülke" diyordu. "Köylü çocuklar, modern bir yaşam için İstanbul'a geliyorlar" denilerek, İstanbul'dan genç manzaraları aktarılıyordu. Ülkemizde Yaklaşık 3 Kuşaktan bu yana genç ve yoksul nüfus gerçekten başta İstanbul ve İzmir olmak üzere büyük kentlere akıyor.1950'lerde nüfusumuzun yüzde 82'si kırsalda yaşarken, bu oran şimdi yüzde 35'in altında. İstanbul'un nüfusu 10 kat artıp 14 milyona ulaştı. Kırsaldan gelenlerin etkisine rağmen, İstanbul bir yüzüyle fazlasıyla bir Avrupa kenti ya varoşların yer aldığı diğer yüzü?. Yazılı ve Görsel Basında çıkan haberler,dedikodular,sanal yaşam portreleri ve parlak ışıklı görüntüler içinde gösterilen kentler, Dünyanın her ülkesinde gençler için cazibe merkezi olmuştur.Ya O kentlerde yaşanan hayal kırıklıkları.Her Yıl Üniversite kapısında yığılan gençlerimiz ne kadar hayallerini gerçekleştiriyor yada ülkeyi yönetenler eğitimlerini aldıktan sonra onlara üretmeleri kendi yaşamsal gereksinmelerini sağlamaları için gereken iklimi ne kadar sağlayabiliyor bunları sorgulamak gerekiyor.Tabi bu sorgulamayı bizler dünün gençleri bugünün anne-babaları,yöneticileri,iş sahipleri olarak yapmalıyız ama bu soruyu esas sorması gerekenler gençlerin ta kendisi. Ülkemiz’de 24 yaş altı nüfusun genel nüfusa oranını yüzde 21 ve gençlerin çoğu büyük kentlerde yoğunlaşmış durumda İstanbul'da 27, Ankara'da 19 İzmirde ise 5 üniversite ve açılması yasalaşan 17 üniversite ile nerdeyse üniversite sayımız 100’e yaklaşacak bu üniversitelerin kaç tanesinde gerçekten üniversite eğitimi alıyor gençlerimiz.Üniversitelerimiz sayıca artarken niteliksel olarak ne durumda
Öğrenciler,Öğretim Üyeleri,yöneticiler memnunmu bu gidişten. Bunca üniversitelerimiz, teknik ve mesleki bilgi yüklemenin dışında yurttaşlık bilincine sahip ,yaşadığı çevreye sorgulayarak bakan gençler yetiştirmekte ne kadar başarılı sizce.Genç bireylerin yaşadıkları ülkeye,bölgeye kente, yakın çevreye, semte ve sokağa ilişkin algısını ve duyarlılığını ve sorgulama bilincini geliştirmek ve bu konulardaki sorunlara çözüm üretebilme davranışını kazandırmak gerekiyor. 27 Mayıs ve Gençlik... 27 Mayıs toplumsal bir muhalefetin dalga dalga yayılması ve birikmesi sonunda ortaya çıkmıştır. 27 Mayıs, Atatürk 'ün laik-Cumhuriyet ilkelerine bağlı olanların karşıdevrim hareketlerine karşı genişleyen ve giderek yoğunlaşan, özellikle gençliğin dahil olduğu toplumsal gösterilerin sonucunda gerçekleşmiştir. Başta Gençler Olmak üzere Mayıs’ın kendine yakışır güzelliklerle yaşanmasını ve güneşli güzel günler görmenizi diliyorum. Dostlukla, Halil Nadas Yorum yaz
Okunma: 1066 | E-Posta
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








.jpg)












