|
Domates, Hıyar, Patlıcan
Meydanların istediği oldu; merkez sağda ve solda partiler ikişer ikişer biraraya geldi, anlaştı. Merkez sağın iki partisi Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi birleşti, ortaya Demokrat Parti çıktı. İki genel başkan, geniş bir toplantıda seçime girecekleri partinin ismini açıkladı; ortalık sevinçten yıkıldı. Ancak ertesi gün ortak partilerinin isim hakkını almaya gittiklerinde bir de baktılar ki, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in bir işçisi aynı adla partiyi kurmuş, kendisini genel başkan ilan etmiş; ilk beyanatını da vermiş: Bu işler nutuk atarak olmaz, ortada bir genel başkan var, o da benim. Sonunda iş tatlıya bağlandı, isim hakkı DYP ve Anavatan’ın ortak partisine verildi. Bu olay tatlı bir anı olarak kalacak. Kimse, bu olaydan Demokrat Partinin yeni sahipleri adına bir olumsuzluk çıkartmasın. Merkez solun iki partisi CHP ve DSP ise seçim işbirliğinde, vatandaş gözüyle biraz da “nazlanarak” anlaştı, tarih yazdı. CHP ve DSP, Milli Selamet’le anlaşan, birbiriyle anlaşamaz imajı veren solun kronik yarasını sardı, mindere çıkmaya hazır hale geldi. Bu konuda rahmetli Ecevit’in eşi Rahşan Hanımın da kamuoyuna yansıyan, hatta kamuoyu aracılığı ile verdiği mesajlar da yardımcı oldu. DSP seçime girmeyeceğini açıkladı. Milletvekili adayları CHP listesinden seçime girecek. Seçim kervanları yola çıktı, hayırlı olsun. Bundan sonrası propaganda savaşı. Yeri gelmişken meydanlar için bir küçük not düşeyim.
Meydan Bahane mi, Vesile mi? Tandoğan, Çağlayan, Manisa, Çanakkale, İzmir. Bayrağını alan cumhuriyet ve laiklik adına meydanlara koştu. Bu organizasyonda partiler değil, sivil toplum örgütleri başrol oynadı, bir anlamda vatandaşın kendini ifade etmesinde vesile oldu. Parayla, pulla, siyasi güçle, taşıma ile bir araya gelmesi mümkün olmayan bir dizi beraberlik oluştu. 1968 Yılından beri toplumsal hareketlerin içinde olan veya gözlemleyen birisi olarak söylüyorum. Bu beraberlikler müthiş bir sinerji yarattı. Dört buçuk yıldır “bu hükümet yeniden kazanır, bunlar gitmez” diye beyni yıkanan, yılgınlık ve umutsuzluğa itilen milyonlara enerji ve umut verdi. Merkez sağ ve sol partiler, aldıkları bu ışık ile birleşmenin yollarını aradılar ve bunu başardılar. Bundan sonra DYP ve CHP’ye çok iş düşüyor, tabii ki MHP’ye de. Ancak, onlar bu yolda yalnız değil. Sivil toplum hatta sanayici, işadamının bir kısmı da arkalarında.
Mayo Deyip Geçmeyin! İstanbul Büyükşehir Belediyesinin mayo reklamlarına yasak koyması yeni olay değil. Daha önce İstanbul Atatürk Hava Limanında da aynı olay yaşanmıştı. Bu tavır sıradan bir olay değil, ileride olması planlanan bir toplumsal yönetimin ipucu. Kimse hayal gördüğümü sanmasın! Bu satırların yazarı 1976 yılından beri Arap ülkelerinde 11 yıl oturumlu kaldı ve birçok kez de ülkeleri dolaştı ve izledi. Şimdi, Yirmi ülkede astığı afişi, Türkiye’de asamayan bir işadamının, dünya markası yaptığı Zeki Triko’nun, afişe mayolu manken yerine patlıcan, hıyar, domates ve kabağı yerleştirmesi mutlaka bir etki yapacak, kanımca birçok duyarsız vatandaşı sandığa götürecektir. Kervan yola çıktı, seçim çalışması yeni başlıyor. Önümüzde dolu dolu iki ay var.
İskender Odabaşoğlu
20.05.2007
Okunma: 894 | E-Posta
v.1.4.6 All right reserved Yorum yaz (0 Yorumlar) |