| Bilgi düşmanları |
|
|
|
|
“Bir kişiye balık verirsen, o gün karnını doyurursun. Balık tutmayı öğretirsen, her gün karnını doyurursun.” Çin Atasözü Bazı insanlar hapçıdır; okumak, kafa yormak, tartışmak zorlarına gider. Araştırmak, sorgulamak onlar için zaman kaybıdır. Bu nedenle, her şeyin kolayına kaçarlar; her şeyde basit ve net yanıt ararlar. Onlar balık tutmak istemezler, balığı hazır isterler. Halbuki, ömür boyu karnının doymasını istiyorsan, balık tutmayı öğrenmelisin. Bilgi, balık gibidir. Onu tutmayı bilmelisin. Başkasının verdiği bilgi, sana verilen bayat balık gibi olabilir. Kendi balığını kendin tutabilmelisin; hem taze hem güvenli… Francis Bacon’un bir sözü var: “Bilgi, kuvvettir.” Bilgi, kültür insana güç veriri, özgüven aşılar. Bu özgüven, olumlu enerji olarak çevreye yayılır. Atatürk öğretmenlerimize söyle seslendi: Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. Demek istediğimiz şu: okuyacağız, araştıracağız, sorgulayacağız, kendimizi geliştireceğiz, düşüncede özgür, vicdanımızda özgür olacağız. Kitap alamıyorsak, en yakınımızdaki kütüphaneye gidip bir kitap alıp okuyacağız. Türkiye’de birçok kahvede, kafede, eczanede okur dostu insanlar kitap biriktiriyor, okuyor, okutuyor. Gel gelelim, Urla gibi uygar bir ilçede kütüphane ilanları toplanıyor. GÖNÜLLERİN KÜLTÜR MERKEZİ Urla’da bir işadamı kendi adını taşıyan çok işlevli güzel bir kültür merkezi yaptırdı. CGBU - Cennet Gibi Bir Urla internet grubu üyeleri, Hakan Çeken Kültür Merkezine yüzlerce kitap bağışladı. Böylece Urla’da Necati Cumalı Kütüphanesine ek olarak, Urla İlçe Halk Kütüphanesi de kurulmuş oldu. CGBU üyeleri ayrıca Urla’da birçok yere “okumak özgürlüktür”, “ayın en çok satan kitapları kütüphanede” diye büyük pankart hazırlatıp astılar. Gönüllü olarak yapılan kültür merkezinden, kitap bağışından, pankart asımından herkes mutluydu; devletin kesesinden bir kuruş para çıkmamıştı. Urlalı, kütüphaneden kitabını alacak, okuma salonunda okuyacak veya geri getirmek üzere evine götürebilecekti. Ancak, bir sabah bakıldı ki, pankartların yerinde yeller esiyor. Sanırım, “insan bir kitabı her açışında yeni bir şey öğrenir” atasözünü bilmeyen birileri, ya da iyi bilip de birilerinin bir şeyler öğrenmesini istemeyen birileri, gecenin karanlığında pankartları söküp götürdüler ve Urlalıyı bu kütüphanenin varlığından bihaber kılmaya çalıştılar. Vatandaşı bilgisiz bırakmak isteyenler dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Bu kişilerin Urlada var olması üzücü; ancak umut kırıcı değil. Bu düşüncenin sahipleri, kütüphaneyi yaksalar bile, Urla’daki özgür atmosferi zehirleyemezler. BİLGİYLE DİRİLENLER ÖLMEZ Kuşkusuz, bilgi ve kültür insanı yumuşatıyor. İnsanın bilgisi ne kadar fazla olursa, o kadar mütevazı olması da bekleniyor doğrusu. Buna yaşın olgunluk faktörünü de eklemekte yarar var. Herhalde 30 yıl önce yazıyor olsaydım; dangalaklar, örümcek kafalılar aydınlık isteyenlere engel olamazlar; kör ampulün ışığı ile zihinler karartamazlar diye zehir zemberek bir şeyler yazardım. Şimdi, üslubum biraz yumuşak ama, kanımdaki adrenalin düzeyi hala çok yüksek; yani çok tepkiliyim. Urla, birçok ilçenin örnek alacağı kültür merkezine kavuşuyor; yüzlerce kitap bağışlanıyor. Birileri çıkıp, birilerini geceyarısı yollayıp bunu sabote etmeye çalışıyor. İnsanları aydınlatmak kutsal bir görev. Hazreti Ali’nin şu sözü ne kadar anlamlı: Âlim, ölse de yaşar; cahil, yaşasa da ölüdür. Herkesin bilgili olduğu bir toplumda, her şey dengeli ve güzel olur. Gizli kapaklı iş yapanlara Hazreti Mevlana’nın bir anımsatma yapayım. “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol." Yapılan yanlışlıkların yinelenmemesini diliyorum. Urlalı, müthiş basireti ile Türkiye’deki öncü uygulamalarına kültür merkezi ve kitaplığı ile bir yenisini daha ekledi; bunu geliştirmesini de bilecektir. Yorum yaz
Okunma: 773 | E-Posta
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








.jpg)












