|
Milliyet Ege Gazetesi yazarlarından Reşat Kutucular, bu seçimlerin en iyi hazırlandığı bir seçim olduğunu belirtip, 'baraj üstü büyükleri baraj altı küçükle protesto edeceğim' dedi. Kutucular 'ın bugünkü köşesinde yer alan yazısı şöyle:
Çarşamba akşamı CHP adayı sayın Kemal Anadol ve DP adayı sayın Işılay Saygın’la bir araya geldik. Milliyet EGE yazarları olarak. İki deneyimli politikacının gerek bölge gerekse ülkeyle ilgili düşüncelerini dinlemek önemliydi. Yepyeni fikirler duymasak da... Artık söylenenler söylendi, yazılanlar yazıldı, yeterince tartışıldı, olabildiğince konuşuldu, vaatler havada uçuştu. Şimdi sandık zamanı. Türkiye’nin toplam aklı için karar zamanı. Siyasi tercihlerin büyükten küçüğe sıralanması zamanı. * * * Çıkacak tablo ülkenin en taze gerçeği olarak kabul edilecek. Hiç olmazsa bir süreliğine. Sonuçlar sosyologlar, siyaset bilimciler tarafından yorumlanacak... Ama hayat kaldığı yerden devam edecek. Bazı noktalar netleşmiş, bazıları ise tersine bulanıklaşmış olarak. Yeni heyecan, yeni kaygılarla birlikte. İzmir’in seçimi Konya’nınkine benzemeyecek ya da benim aklım sizinkine... Kimileri siyasi tercihini rejim kaygısına endeksleyecek. Haklı olarak. Maneviyatçılık kisvesi altında gericilik giderek daha çok gösteriyor çünkü kendini. Şehitlerin acısıyla mühürü basacak olanlar olacak. Çok haklılar. Dış tehditler göstere göstere geliyor. Terör sinsi sinsi saldırıyor insanlarımıza. Bazılarımızsa düz şahsi çıkarlarına göre oy kullanacak. Onlar da haklı. Ölümlü dünya. Bunca krizden sonra işler düzeldi mi ona bakıyorlar. Görünen o ki bir hayli insan da iktidarın devamına onay verecek. Onların algılamasında ülke iyi yolda demek ki. * * * Bizim gibi demokrasisi seçimde oy kullanmaktan öteye pek geçmeyen bir ülkede oy kullanmak kutsal bir eylem. Düşünsenize yıllarca susuyorsunuz, sabırla bekliyorsunuz gün gelecek fikrinizi soracaklar ve sizin de bir diyeceğiniz olacak diye. Üstelik 25 yaşına girmiş askeri anayasa ikliminde. Yüzde 10 baraj baskısı altında. Her oy bir çığlık aslında bu ülkede! * * * Yarın sabah erkenden oyumu kullanıp rahatlayacağım ben de. Hemen söyleyeyim bu seçim seçmen olarak en iyi hazırlandığım seçim oldu. Tüm partilerin web sitelerini ziyaret edip beyanname, program, rapor ne varsa okumaya çalıştım. AKP, CHP, MHP ve DP’nin İzmirden seçilebilir milletvekili adaylarıyla defalarca bir araya gelme şansı elde ettiim. Bu toplantılarda bir hayli bilgilendim. Birçok açık oturum izledim. Mümkün olduğunca değişik gazetelerdeki köşe yazarlarını okumaya çalıştım. Yabancı basına baktım. İnternet ortamı dahil, değişik zeminlerde tartışmalara katıldım. Düşüncelerimi test ettim. Karşı düşüncelere kulak verdim. Beklentilerimi, önceliklerimi netleştirmeye çalıştım. * * * Döndüm, dolaştım, kitle partilerinin hiç birinin içime sinmediğini gördüm. Baraj üstü büyükleri baraj altı küçükle protesto edeceğim. Ben bilimselliği önemsiyorum. İflah olmaz bir pozitivistim diyelim. Her sorunun bilimsel metotlarla ve modellemelerle çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Sorunların çok boyutlu, eş anlı olarak ele alınması gerektiğini savunuyorum. Mevcuttan memnun değilim. Değişimden yanayım. Daha özgürlükçü, daha barışçıl, daha çağdaş, daha teknolojik, dünyayı daha iyi okuyan, hedeflerine daha iyi odaklanmış daha dengeli, daha adil, akışa tabi olmayan, akışı yönetme becerisi gösteren bir Türkiye istiyorum. Daha nitelikli kentleşmenin, daha nitelikli küreselleşmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. * * * Mevcut siyasi partiler kadro ve ideoloji olarak bu havada mı peki? Hastalıkların teşhisinde hemen hemen mutabıklar ama tedavi konusunda bildik klişe çözümlerle geliyorlar. İşsizlik gibi en öncelikli sorunu bile irdelemekte, ortaya uzun vadeli çözümler koymakta zorlanıyorlar. Tutarlı, gerçekçi ve ikna edici olamıyorlar. Kitle partilerinin kafası epey karışık. Benim algılamam böyle. Bazı dostlarım kızıyor bana. Oyun boşa gidecek diyorlar. Ben onların tercihlerine saygı duyuyorum, onlar beni romantik buluyorlar. Ben onları anlamakta zorluk çekiyorum. Dersimi bu kadar iyi çalıştığım bir seçimde özgür irademle mi oy vermem daha saygıdeğer yoksa oyum boşa gitmesin kaygısıyla mı? Benim çığlığım da böyle... Okunma: 1377 | E-Posta
v.1.4.6 All right reserved Yorum yaz (0 Yorumlar) |