Advertisement
08 01 2009
 
Sahibinden satılık 2. el 2 adet P4 bilgisayar... 1.8 ghz işlemci, 300 gb hd, 17" lcd monitör... Tüm donanım sorunsuz çalışır durumda... Detaylar için ziyaret ediniz...
Giyimde sivilleşme PDF Yazdır E-Posta

Öğrenciler tek tip kıyafetle okullarına gidiyorlar. Aman ne güzel, ne şirin görünüyorlar, diyebiliyoruz biz büyükler. Aynı renk, aynı form… “Umutlu bir geleceğin” kurgusunu hazırlayıp uygulayan sistemin, gözle görülür somut bir adımı… Hiç tükenmeyen, hedefine de varamayan bir umut.
Karşıdan görünen bu "şık duruşla" ilgili öğrencilerin görüşünü alan var mı ?
Gerçi, öğrencilere bunu sormaya gerek yok. Son yıllarda, kendilerine dayatılan kılık kıyafete, kendilerine göre bir “çeki düzen” vererek düşüncelerini dile getirdiler.
Hatta bu bakanlık genelgelerine bile yansıdı;
“…özellikle son zamanlarda nadiren de olsa gömleğin pantolonun üzerine çıkarılması, kravatın bel hizasında bağlanması, gömlek yakasının altından bağlanmayıp atkı gibi boyuna atılması, eteklerin belden katlanarak etek boyunun diz üstünden çok yukarılara çekilmesi gibi olumsuz örneklere de rastlanmaktadır…”
Toplumsal hayatın sivilleşmesi yönünde Anayasa değişikliklerinden mucize bekleniyor da, bir örnek olsun diye konu ediyorum. Mutlaka daha iyi örnekler de vardır. Mevcut anayasada öğrenci ve öğretmenlerin nasıl giyinmesi gerektiğini düzenleyen bir madde olmamasına rağmen kanun, yönetmelik ve genelgelerin, kendimizi bildik bileli, tek tip giyinmeyi dayattığını görüyoruz.
Kılık-kıyafet denince akla hemen “türban meselesi” geliyor, doğal olarak… Hem öyle bir geliyor ki, türban sıkıntısının ötesindeki kılık-kıyafet sistemi gölgede kalıyor.

Bizler, “batılı”, “medeni” olma yolunda, kamusal alanın aktörlerine medeniyet yularını (kravat- cravate,Fransızca) takarken, bakın batılı ne yapıyor;
Gözümle görmesem inanasım gelmezdi. Üniversite kampusunu, “nihayet sivil giysilere kavuşulan yer” olarak da düşündüğüm ortaokul çağlarında, bir yıl Almanya ‘da okula devam ettim. Ne öğrencilerin tek tip elbisesi vardı, ne de öğretmenlerin. Her birey, sesiyle, sözüyle olduğu kadar, kendine özgü giyimiyle de varlığını ifade edebiliyordu. Heyhat, öğretmeni, öğrencisi kendine özgü duruşlarıyla kamusal alana katılıyor, buna rağmen, okula ne bir disiplinsizlik hakim oluyor, ne de o okullardan, ülkesini sevmeyen insanlar yetişiyordu…
O bir yıl içersinde, giyiminde ölçüyü kaçırana da, herhangi bir uyarı alana da rastlamadım. Yazılı olmayan kurallar, giysi tercihindeki özgürlüğün sınırlarını kendiliğinden belirliyordu.

Bizim bir batı ülkesinden eksiğimiz ne ? İçki içmesini bilmeyip, içki içilecek yerleri “ruhsat” ile sınırladığımız gibi, giyimde “sivilleşmenin” sınırlarını bilemez, ipin ucunu kaçırır mıyız ?
Mutlaka bir takım sancılar olacaktır. Senelerin gerilmiş yayı bırakıldığında, karar kılacağı noktayı bulana kadar ileri ve geriye savrulacaktır. Ama bu, kimi sancıları göze alacak kadar önemli bir konu. Bir turist, çekeceği fotoğrafa düşecek renkler açısından ilgilenebilir; ilk ve orta öğrenimdeki, öğrenci ve öğretmenlerin kıyafetleri, kanun koyucunun, “nasıl bir insan yetiştirmeyi” hedeflediğinin de önemli bir işareti. Anayasadan çok, kurumsal bir gelenekten kaynağını alan bu tek tip kılık-kıyafet, “varlığını sürdürememiş” doğu bloğunun önemli bir enstrümanıydı. (İlk ve son kez 1950 lerde fotoğrafını aldığımız Avrupa’nın da…)
Her devlet, geleceğinin en önemli yapı taşı olan “insana”, eğitim kurumları aracılığıyla yatırım yapar. Giyilecek elbisenin, hissedilecek duygunun, atılacak adımın “uygunluğunun” yasa ve yönetmeliklerle belirlendiği sistemlerin başarısızlığı dünya tarihi tarafından tescillendi.
Türkiye ‘nin yeni nesilleri, “yaz dönemi genelgeleriyle” avunmayı hak etmiyor. Niyet, tüketen kalabalıklara uyumdan ziyade, üreten ve varlığını ürettikleriyle anlamlandıran bireyler yetiştirmekse, bunun yolu belli… Tartışmak bile yersiz…
Yok, aynı düzen devam edecekse, pantolon üzerine çıkarılan gömleklerin ipucunu verdiği o melodinin –Türk versiyonunun- yakın olduğunu tahmin edebiliriz.
“We don’t need no education” (Pink Floyd – Brick in the wall-Duvardaki tuğla 1968)

Atalay Ergezen

16.09.2007 tarihli Akşam Ege Gazetesi'nde yayınlanmıştır

23.09.2007 tarihli Radikal 2 'de genişletilmiş versiyonu yayınlanmıştır

İmza Kampanyası - Okullarda sivil kıyafet

Rahat ol... Hazır ol... (Video -UrlaOnline)

Brick in the Wall - Pink Floyd 1982 versiyonu

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.


Okunma: 2511 | E-Posta

Yorumlar (18)
RSS yorumları
1. Yazan cansu 30-08-2008 08:15 - Misafir - IP: 78.177.22.141
 
 
bende urlalı diilim ama kıyafetlerimizin sivil olmasını isterim bizim giydiğimiz önlükler insanı sıcakta bunaltıyo hiç rahat diilim önlükle sivil kıyafet isteriz benim sınıfımda ve okulumdaki bazı kişilerde önlük istemiyolar sivil kıyafet isterizzzzzzzzz
 
2. Yazan ç&g 06-11-2007 16:27 - Misafir - IP: 88.245.180.57
 
 
sivil çünkü biz de ahatlığı haketiyos
 
3. Yazan Çağla ÜRKER 06-11-2007 16:23 - Misafir - IP: 88.245.180.57
 
 
s i v i l 
ben urlalı değilim
 
4. Yazan Radikal 2-yorum-Figen Öner 07-10-2007 11:34 - Misafir - IP: 88.240.217.1
 
 
Resim  
Yazıyı okuyunca, ilkokuldayken yaşadığım ve unutmadığım, niye unutmadığımı yaşadığım her gün ve aldığım her yaşla daha da iyi anladığım bir olay geldi aklıma. Sanırım ikinci sınıftaydım, yaptığım bir resmi beğenmedi öğretmen. Nedeni çocukların saçlarının turuncu ve mor olmasıydı. İnsanların saçları turuncu ve mor renk olmazmış.  
Benim hayal dünyama müdahale etmişti öğretmen.  
Eğitim sisteminin bozuk ve eksik yapılanması içinde, yüzeyde gibi görünen ama daha geniş bir pencereden bakıldığında o kadar yüzeysel bir sorun olmadığını, sadece kıyafetle ilgili olmadığını düşündüren iyi bir örnek sayılabilir ""hala" tek tip kıyafet..  
Öğrencilerin önce şekil olarak tek tip olarak görülmek istenilmesi, sonra da eğitim sisteminin esas sorunlu bakış açısı nedeniyle tek tip insan yetiştirmek istenilmesinin güzel bir göstergesi diye düşünüyor insan.  
Resim şu; kıyafet giyinirken, saçlarını şekillendirirken bile özgür düşünemeyen, özgür davranamayan genç insanlar.
 
5. Yazan Radikal 2-yorum-Aziz Yılmaz 07-10-2007 11:33 - Misafir - IP: 88.240.217.1
 
 
Çocuklarımız geleceğimizdir  
Bu tür konular açıldığında insanın şöyle derin bir iç çekesi geliyor.Keşke eğitimle ilgili problemlerimiz okul üniformalarıyla sınırlı olabilseydi.Peki ya çocuklarını okutamayan ailelerin dramı?Özellikle güneydoğu bölgesinin bazı köyleride eğitim-öğretimin olmayışı.Büyük şehirlerimizde bağış adı altında hâlâ önlenemeyen haraçlar ve bu rantın yarattığı yolsuzluk ve usulsüzlükler.İlköğretim okullarına kadar sızan sigara,alköl,uyuşturucu gibi zararlı maddeler.Tv dizilerinin teşvikiyle mafya ve çetelere özendirilen çocuklar.Bu özentinin yarattığı ve gazetelerin üçüncü sayfalarında sıkça rasladığımız ve pekçoğu ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan olaylar.Ve daha neler neler...Bütün bunların yanında kıyafet özgürlüğü,kaliteli eğitim gibi taleplerimizi neredeyse unutur olduk.
 
6. Yazan Radikal 2-yorum-Nejat Alaca 07-10-2007 11:33 - Misafir - IP: 88.240.217.1
 
 
Sözde Değil Özde Eğitim  
Eğitimimizin 1. sorunu bugünlerde yine kılık kıyafet.Yazlık kıyafet uygulamasının sona erdiği şu günlerde yöneticiler -sıcak bölgelerde-öğretmen avında.Kimi okul müdürleri terleme ve sıkılma pahasına kravat-ceketten vazgeçmeyerek öğretmenlerine örnek olmaya devam ediyorlar.Eli öpülesi öğretmenler nasıl giyinmeleri gerektiğini bilmediklerinden giyim kuşamları yasayla düzenleniyor.Öğretmen;onca yıl okumuş,kendisine öğrenci teslim edilmiş,toplumun itici gücü olmuş,kültür insanı;konuşması ve davranışı ile örnek olacak insana giyim özgürlüğü verilmiyor;ne adına merak ediyorum.Şu dayatmalardan,anlamsız korkularımızdan,şekilciliğimizden 1 vazgeçebilsek..Yok öğretmenin etek boyu,yok kolu göründü,yok elbisenin göğsü açık,yok keten pantolon,yok bu ütü tutar mı durumları.Bize gülecekler,bize gülüyorlar,biz gülünecek işler yapıyoruz.Bu toplumda Cem Yılmaz'ların sayısı niye bu kadar az ki?
 
7. Yazan Radikal 2-yorum-Veysel Sevinç 07-10-2007 11:31 - Misafir - IP: 88.240.217.1
 
 
EMREDİN KOMUTANIM  
21.yüzyılda başka milletlerin uzayda arazi paylaşımına doğru gittiği günümüzde bu tür trajikomik mevzuları sadece ülkemiz yaşıyordur.Gençlik geleceğimizdir deyip de geleceğini böylesiye baltalayan başka bir neslin olduğuna kesinlikle inanmıyorum.  
Eğitim hayatına yeni başlayacak bir çocuğa en son yapılması gereken kuralcılık sistemi maalesef bizde tam tersine en başta diretilmektedir. Haliyle bu kuralcılık ve dayatma sistemi;çocuklarımız üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.Tek tip giyinmenin askerliği anımsatmak hariç bir anlamı yoktur.Özgürlüğü böylesine kısıtlayıcı bir ortamda bırakın çocuklarımızın üretken düşünmesini onların alacağı eğitimin baltalanması söz konusudur.  
Çocuklarımızı bir öğrenciden ziyade asker gibi yetiştirmenin ne kadar yanlış olduğu günümüz tablosunda açıkça görülmektedir.Bırakın onlar zaten askerlik çağına geldiği zaman seve seve vatani görevlerini başarıyla yapacaktır.Aksi halde ilerde çocuklarımız hocalarına emret komutanım derse şaşılmamalıdır
 
8. Yazan Huseyin Karakaş 02-10-2007 19:40 - Misafir - IP: 88.243.59.68
 
 
İşiniz mi yok yaa???!! 
Nasıl uygulayacaksınız? Türkiye'de bunun koşulları var mı? Güvenliği nasıl sağlayacağız? Öğrenci olanla olmayanı nasıl ayıracağız? 
Ayrıca, özgürlüğün de kıyafetle ilgisinin olduğunu sanmıyorum. O, yürekle ilgili bişeydir. Egemen güçlerin baskısına boyun eğmeyerek kendi kişiliğini gerçekleştiren insan...
 
9. Yazan meltem şenyüksel 02-10-2007 18:53 - Misafir - IP: 78.176.57.125
 
 
zamanı geldi de geçti... tektipleştiremediklerinizdeniz...bilmem geç de olsa farkedildi mi....
 
10. Yazan belaaa 02-10-2007 17:52 - Misafir - IP: 88.235.75.145
 
 
hepimiz farklı insanların nie aynı kıyafetleri giyelim ki çok saçmaa tek tip insan mı yetiştiriyorsunuz ?? kaldırın şu kıyafetleri berbat renkleri var :S :D
 
11. Yazan Mehmet Ersel Abar 02-10-2007 17:42 - Misafir - IP: 85.97.26.133
 
 
selam
 
12. Yazan vampireeee 28-09-2007 17:33 - Misafir - IP: 85.110.98.75
 
 
kesinlikle tek tip insan yetistirmemek icin ne gerekiyorsa yapilmalidir.
 
13. Yazan tektip 24-09-2007 02:35 - Misafir - IP: 85.103.64.146
 
 
postmodern kültürün en can sıkıcı özelliklerinden biri, görünüşler ardında bir öz aramaması ve sadece görünüşleri gerçek kabul etmesidir. kendini ifade etme yolunun, kişinin bilinçli özünü yansıtan fikirleri değil de, onun görünüşü (kıyafeti, saçı) olduğu fikri de bu anlayışın sevimsiz bir yansımasıdır. Eğer insan birey olarak varlığından şüphe duymayacak şekilde oradaysa, o zaman giyinmek pratik bir eylemden başka bir şey olmayacaktır. fakat post-modern bilinç geliştikçe, giyinme kişinin kendisini oluşturmasının temellerinden biri olmaya, kişinin kimliğini oluşturmaya başlar. sadece görünüşlerin gerçek olduğuna inanan postmodern kültür, şunu anlayamaz: önlük içindeki çocuk da aynı çocuktur, herhangi bir entari giyen de... gerçek olan kıyafeti değil, bilincidir çocuğun ve asıl palyatif (yeterli etkinliği olmayan, geçici) olan şey, kıyafetlerin tektip olması değil, kıyafetler serbest olduğunda fikirlerin de serbest olacağı düşüncesidir.  
evet, biz okulda tektip kıyafet istiyoruz! evet, biz okulda çocukların kişiliklerini kıyafetleriyle göstermemesini istiyoruz! hayır, biz geri kafalı değiliz! biz özgürlükten önce eşitlik istiyoruz!
 
14. Yazan syhbyz 24-09-2007 01:25 - Misafir - IP: 85.101.100.223
 
 
kıyafet insanoğlunun edep yerlerini kapatmak amacıyla keşfedilmiş bir araç iken nasıl oluyor da tarih süreci içerisinde kendini ifade etmenin bir yöntemi oluyor.bu cevabı da heralde endüstri dünyası vermelidir.özgürlükten bahsederken nasıl oluyor da bir çocuğun yetişkin bir insanın düşünemeyeceği kadar o kocaman hayal dünyasının ,tekstil devlerinin ürettiği kadar olan kıyafet dayatmasını makul buluyorsun.tabi bazı şeyleri düşünürken ve yazarken sadece tek taraflı bakmamak gerekiyor.kendini ifade etmek için yeterli geliri olmayan bir çocuk karşısında gelir durumu iyi olan bir ailenin çocuğunun kendini ifade etme olanakları eşit mi oluyor yani.Bu kısır döngü bir yerde kırılmalı artık yayı serbest bırakmalıyız o kendi yerini bulacaktır derken,hangi yetkiyle bu eşitsizlikten psikolojik yara alacak minnacık yüreklerin üzerinde deney yapabiliyorsun.Avrupa görmüş bir insan olarak yaşadıklarını anlatırken neden sadece bir yerinden tutup örnek veriyorsun, avrupanın diğer sosyolojik ve kalkınmışlık ölçütlerini elindeki terazinin kefelerine koymuyorsun.hep aynı şey yapılıyor özgürlük derken sadece bir sınıfın elinde olan özgürlükten bahsediliyor yani aslında onlara göre diğerleri özgürlük adı altında manipüle ediliyor neden her şey onlara kalsın diye.bizim ihtiyacımız olan şeyse pink floyd\'un dediğini doğru algılamak lazım,bu paradigmanın bir an önce dünyaya yeni umutlarla gelen çocuklarımızın üzerinden elini çekmesidir.
 
15. Yazan emekli öğretmen 17-09-2007 16:43 - Misafir - IP: 85.100.90.84
 
 
sayın Günay, asıl davranış bozukluğuna neden olan, giyimde, konuşmada, duruşta, yaratıcılıkta, kısaca kendini ifade etme araçlarında tek bir standardın çocuklara dayatılmasıdır. ayrıca her yıl formaya ödenen parayla her çocuk, insan içine çıkabileceği güzellikte elbise alabilir. mesele kıskanmaysa onun çözüm yolu başka yerde... çocuklar ötekinin sahip olduğu gelişmiş bilgisayar karşısında da eziklik duyabiliyorlar...parayla sahip olunan şeylerin çok önemli olmadığını hissettirmek tek tip elbisenin palyatif çözümünden çok daha iyidir
 
16. Yazan Özgür Günay 17-09-2007 14:35 - Misafir - IP: 88.245.117.120
 
 
Hasan bey ile aynı görüşü savunuyorum. Gelişme çağında cocuklarımızın sosyal yönden eşit olmaları, eğitime önem verilmesini sağlayacaktır. Marka, sosyal statü ve sınıf ayırımı genç yaşta çocuklar için davranış bozukluğuna neden olabilir.
 
17. Yazan fırat 17-09-2007 09:54 - Misafir - IP: 85.100.90.84
 
 
o eskidendi... şimdi kızı da erkeği de, zengini de fakiri de giyiniyor. hem iyi giyiniyor.
 
18. Yazan hasan gürsoy 17-09-2007 09:38 - Misafir - IP: 85.100.95.166
 
 
1-Türk toplumunda bu gelirdağılımı eşitsizliği uçurumubulunduğu müddetçe 18 yaş altı gelişme çağındaki çocukların tek tip giyinmesi 
ekonomik durumunu gizler.Avrupa avrupa diyoruz,sosyal durumlarına hiç bakmıyoruz avrupalıların,almanyada emekli olmuş türklerin çoğu geriye niye dönmüyor,ülkemizin sağlık kurumları malum,sosyal güvenlik kurumları malum,deveye sormuşlar boynun neden eğri,nerem doğru demiş,anlayan anladı
 

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (18 Yorumlar)

 
< Önceki   Sonraki >

 Bugünkü gazetelerin 1. sayfaları...

URLA ŞİİRLERİ
Güneşi çağırdım

Az sonra gelecek    Urla 'nın sokak aralarında..

Ali TEKMİL

SIIR KÖSESI
SEVİLMEK İSTERİM
Ümran ÇETIN

  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.