Advertisement
21 11 2008
 

Engin Ardıç üniformayı yazdı PDF Yazdır E-Posta
Akşam Gazetesi yazarı Engin Ardıç, bugünkü yazısında okullardaki "üniforma" konusunu ele aldı. Ardıç, sitemizde başlattığımız kampanyaya paralel nitelikteki çalışmasında: "...Biz de onlardan aldık, üstelik eğitimcilerimiz bunu pek sevdiler. Amaç, çocukları hizaya getirmek, adı üstünde “üniformize” etmek yani tornadan çıkmış gibi birörnek yetişmelerini sağlamak..." dedi

SİVİL ÜNİFORMA GİYMEZ !

Heves edip almıştık, herkes alıyordu, biz de sürüye uymuştuk, babama kimbilir kaç liraya patlamıştı, benim de vardı da, ya beş kere giydim ya altı.

Galatasaray üniforması... Yok, takımın forması değil, okul giysisi.

Gri pantalon, lacivert ceket, göğüs cebinin üstünde sarı ve de kırmızı GS arması... 1927 yılından önce “gayın” ve “sat” harfleriymiş bunlar, sonra yeni yazıya uydurmuşlar, “ge” ve “se”...

Şapkası, daha doğrusu kepi de vardı da, onu hiç giymedim.

Formayı da yalnızca ilkokul çaylarına giderken, yılda bir.

Biz Galatasaray Lisesi’nde forma giymezdik, sevmezdik de... Giyene inek gözüyle bakılır, alay konusu olurdu. Okulda berduş gezmek esastı... Bu özgürlüğümüz vardı.

Başka okullara giden lastik kravatlı, formalı çocuklara da acırdık... Zavallılar, Darülaceze’den giydirilmiş öksüz bayram çocukları gibi hep bir örnek... Altı kaval, üstü şeşhane... Boynunda boyunbağı, ayağında lastik ayakkabı.

Sabah Gazetesi’nde Emre Aköz bir laf etmiş de, “üniversiteye üniforma zorunluluğu getirebiliyor musunuz” diye, oradan aklıma üşüştü bunlar. Emre diyor ki, “hayır, çünkü orası, on sekiz yaşını aşmış, cezai sorumluluğu olan, vesayet altında bulunmayan vatandaşların gittiği bir yer”... Haklıdır.

Ancak bundan, “on sekiz yaşın altında sivil çocuklara üniforma giydirilebilir” gibi bir anlam çıkıyor. Çıkmasın Emre.

Askeri okul öğrencisi olmayan hiçbir çocuğa, kız ya da erkek, hiçbir üniforma giydirilmemelidir!

Bu bir “on dokuzuncu yüzyıl kalıntısıdır”... İleri ülkelerin hiçbirinde de yok artık.

Fransa, İngiltere gibi ülkelerde vardı, Rusya’da çarlık döneminde üniversite öğrencileri bile üniformalıydı!

Biz de onlardan aldık, üstelik eğitimcilerimiz bunu pek sevdiler. Amaç, çocukları hizaya getirmek, adı üstünde “üniformize” etmek yani tornadan çıkmış gibi birörnek yetişmelerini sağlamak, hadi açık söyleyelim, büyüyünce askerliğe hazırlamaktı!

Bu totaliter zagon, otoriter ruhlarımıza pek uygun düşmüştü!

Günümüzde de sürüyor: İlkokul öğrencileri ortalıkta karafatmalar gibi dolaşıyorlar, lise öğrencileri de mektebine göre kimisi lacivert, kimisi yeşil, kimisi mor birtakım ceketlerle. Kızların kimisi ekose, kimisi düz gri etekli.

Kızlara forma giydirmenin, bir de “onları çirkinleştirmek” gibi, herkesin bildiği ama hiç dillendirilmeyen gizli bir nedeni vardır. Çirkinleşecekler ki oğlanlar bakmasınlar, “arzu edilmeyen” ilişkiler gelişeceğine, otursunlar derslerine çalışsınlar!

İlköğretim için de saçmasapan nedenler ileri sürülmüştür: Efendim çocuklar çok koşup oynuyorlar da düşüyorlar kalkıyorlar, üstlerini başlarını kirletiyorlar, annelere çamaşırda zorluk çıkmasın!

Ya da, hepsi birörnek giyinirse sınıf farkları göze batmazmış. Öbür türlü, zengin çocuğu fakir çocuğundan daha iyi giyineceği için sorun çıkarmış.

Pisliği temizleme değil, halının altına süpürüp yok sayma yöntemi!

Bütün bu gerekçelerin hepsi palavradır. Amaç, çocukları “itaatli” birer robot olarak yetiştirmektir.

Formaları çocukları sırtlarından çıkarınız, kendilerini çok daha özgür hissedecekler, derste soru sormaya falan da başlayacaklardır, “sorgulamaya” geçeceklerdir, korkulan budur.

Hedefi Avrupa Birliği’ne girmek olan bir Türkiye, gençlerini birer “birey” olarak yetiştirmeye mecburdur.

Bunun ilk adımlarından bir de, sırtlarından üniformayı çıkarmaktır. “Sivil vatandaşına bile üniforma giydiren otoriter bozuntusu bir ülkenin” Avrupa’da yeri olamaz.

Daha sonra da elbette Mussolini İtalyası, Hitler Almanyası ve Stalin Rusyası’nın faşist spor gösterilerinin ülkemizde niçin sürmekte olduğunu sorgulamaya sıra gelecektir, oligarşi istese de istemese de...

Bugün, üniversitede kimin ne giyeceğine karışılmıyor ama kimin ne giyemeyeceği maşallah pek güzel saptanmış, YÖK marifetiyle.

Bakalım iktidar, türban konusunda gösterdiği “hassasiyeti” ilk ve orta öğretim düzeylerininin kılık kıyafet meselesinde de gösterebilecek midir, yoksa onun özgürlükçülüğü de balon mudur?

Engin Ardıç

07.10.2007 tarihli Akşam Gazetesi 'nden alıntı

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.


Okunma: 1068 | E-Posta

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. Yazan ece 18-05-2008 22:59 - Misafir - IP: 88.236.14.100
 
 
ben en çok galtasaray lisesi kısmına takıldım süper yaa! zaten benim en büyük hedefim orası! bence hiçbir yerde olmaması gerek!
 
2. Yazan yasemin 21-10-2007 17:02 - Misafir - IP: 88.234.18.101
 
 
tamamen katılıyorum resmen Pisliği temizleme değil, halının altına süpürüp yok sayma yöntemi!
 

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (2 Yorumlar)

 
< Önceki   Sonraki >

Site yönetiminden yorum sistemi hakkında açıklama:

Sayın Ziyaretçimiz. 5 yıllık yayın süremiz boyunca yorum modülümüzün işleyişi sizlere duyduğumuz güvene göre şekillenmişti. Bu süre boyunca % 99 oranında genel kurallara uygun davranılması sitemizin onuru oldu. (Bildiğiniz gibi bir çok internet gazetesi, yorum için "üyelik şartı" koyuyor, ayrıca yayınlanmadan önce denetimden geçiriyor.) Ne var ki, ziyaretçi sayımızın her geçen gün yükselmesiyle birlikte, bizim -yayından sonra yaptığımız denetim- son aylarda çok zamanımızı almaya başladığı gibi, -bizim müdahalemize kadar- sıkıntı yaratabilecek iletiler gelmeye başladı.

Takdir edersiniz ki, internet bir özgürlük alanıdır ama bu özgürlük kanunlarla ve yayın politikası tercihleriyle sınırlıdır. Bizim adresimiz ve kimliğimiz açık, herkes tarafından bilinir iken, yayınımıza yorumlarıyla dahil olan kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yaptıkları yorumların, hukuki ve manevi sonuçlarının site yönetiminin sırtında olduğunu vurgulamak isteriz.

Bu doğrultuda, gönderilen yorumlarda ip adresinin görünmesini sağladık. Yorum modülümüz üzerinde teknik çalışmamız devam ediyor. Sonradan müdahale yerine, yayından önce yönetici onayı istenecek biçimde sistemi tekrar düzenleyeceğiz. Bu düzenleme ve ek pratik/güvenli işleyişler hazırlandıktan sonra sitemizdeki içeriklere yorum göndermeniz mümkün olacak. Şimdilik gönderdiğiniz yorumlar sayfada görünmüyor.

Eminim sizler de, bir içeriğin altında yüzlerce yorum görmek yerine, seçilmiş, seviyeli, okunubilir uzunluktaki yazıları tercih edersiniz.

Durumdan dolayı özür diler, bilgilerinize sunarız.

UrlaOnline.Com

  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.