Advertisement
21 11 2008
 

5 dakikada 1 km PDF Yazdır E-Posta
On yıl aradan sonra İzmir ‘de bir semtten diğerine otobüsle gittim. Üçkuyular – Alsancak arası yaklaşık 10 km. Belediye otobüsü bu yolu 55 dakikada kat etti.
Vakit öğleden sonraydı. İnerken, şoföre, eskiye nazaran ulaşımın daha da zorlaştığını söyledim, o da bana bu hat için 1 saat 5 dakika süre tanındığını, çoğu kez çay içecek zamanlarının bile kalmadığını anlattı. Yaptığım bu uzun seyahat sırasında etrafı izledim. İnsanlar duraklarda bekliyorlar. Çoğu ayakta. Kimi oturuyor. İnsanlar sabırla bekliyorlar. Hayatın vazgeçilmez bir parçasıymış gibi bekliyorlar.


Uzun bekleyişin ardından kavuşulan otobüs, çıldırmaya ramak kala imdada yetişiyor sanki. O kapının sesi, bazen tek hamleyle okutulabilen kent kartın “bip” sesi, “lütfen arkalara ilerleyelim”, “orta kapıyı açar mısınız”… Ayağın yerden kesilmesi en büyük teselli. İnleyen motoruyla yokuşa sarılan bu araç beni hedefime götürecek ya… Buna da şükür.
Söylemesi ayıp, 2007 yılındayız. Seksenli yıllarda “Uzay 1999” adlı dizinin eşliğinde kurgulanan fantezilerin isabetsizliğini günü gelince anladık. Ama 1985 yılında üniversite kampusuna erişebilmek için duraklarda yollarda ciddi sayılabilecek “boşa zaman” harcarken, birisi 20 yıl sonra çilenin hiç eksilmeyeceğini söylese inanamazdım.
Bir insan haftanın beş günü bu çileyi çeker, her gün 20 km kat etmek için 2 saatini harcarsa, o insanın beş sene sonra ruh sağlığı ne durumda olur merak içindeyim. Gerçi herkes aynı şartlar içinde yaşarsa, bir müddet sonra aynı şekilde etkilenen insanlar kendilerinde ve etrafta bir anormallik hissetmeyeceklerdir. Erich Fromm bunu “Normalliğin patolojisi” olarak tanımlar. İçimizde volkanlar patlarken, bir sürü sıkıntının üzerine tuz biber olan yol çilesine kahrederken, dış dünyayı donuk bir yüz ifadesiyle, bedenimizi hiç kıpırdatmadan izlememiz bir çıldırma belirtisi sayılabilir mi?
Bir başka teori üretirsek, insanı duraklarda ve kısa mesafelerin uzun yolculuklarında çıldırmaktan alıkoyan şey, kendisini bulunduğu ortamdan soyutlayıp rüyalara dalmasıdır. Kent içi yolcusu, yaşadığı zamanın 10-20 sene sonrasını, metroları, hızlı trenleri düşlemekte, çilenin biteceği günlerin rüyasından kopmasını sağlayacak tüm kapıları kapatmaktadır. Bedenini son bulunduğu noktada sabitlemekte, sıradan el, ayak hareketleri bile yaşadığı ortamla yeniden yüzleşmesine vesile olabilecek tehlikeler içermektedir. Belki bu yüzden, duraklar bir fotoğraf karesi gibi, donuk yüzlerle hiç kıpırdamayan, otobüse binip rutin işlemleri tamamlayınca, demin yarıda kalan rüyasına tekrar devam eden, bu dalışla ancak diğerinin uyarısıyla birkaç adım atabilen insanlarla doludur.
Bu rüya, bir otomobil sahibi olup kentin “zaman gaspına” evlada demek yönünde de olabilir. Kentin hoyrat caddelerinde otomobille ilerlemek başka tür bir sıkıntıdır, henüz bilmemektedir, ama bu kurtarıcı rüyalardan vazgeçmek için haklı bir gerekçe değildir.
Otobüsten kurtulmanın kolay ulaşılabilir ve en çok başvurulan yolu otomobil, aynı zamanda bir kentin tıkanmasının da bir parçası. Henüz otomobili olmayanların otobüsten kurtulma düşleri, aslında, otomobili olanların toplu taşımı tercih etmeye dönüşmesiyle, kent rahat bir nefes alabilir.
Toplu taşım, tüm gelir gurupları için, tüm sosyal, kültürel kesimler için cazip bir ulaşım yöntemi haline gelmek zorunda. Özel aracıyla kente kuzeyden güneyden ya da doğudan giriş yapanlar, toplu ulaşımın başladığı o kenar semtteki büyük otoparka aracını park edip, kent içi ulaşımını otobüslerle, metrolarla, hızlı trenlerle yapabilmelidir.
Elbette bu işlerde rica etkisiz bir girişim… Toplu taşım, araç sahibi için cazip hale gelirse, aracını uygun bir yere park edecek, ya da kent içinde yaşıyorsa, onu sadece hafta sonu gezileri için kullanacaktır. Üçkuyular – Alsancak 55 dakika sürerse bunun cazibesinden değil ancak çilesinden söz edilebilir.

Atalay Ergezen

21.10.2007 tarihli Akşam Ege gazetesinde yayınlanmıştır

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.


Okunma: 1230 | E-Posta

Yorumlar (4)
RSS yorumları
1. Yazan Baska magdur 26-10-2007 23:46 - Misafir - IP: 89.205.21.195
 
 
yolcu alma yarışı da ilginç! istanbulda yolcu kapma yarışı için hız yaparlar bunlar geriye doğru hız yapıyor. anlamak mümkün değil.
 
2. Yazan mahdur 24-10-2007 02:37 - Misafir - IP: 203.191.184.153
 
 
sevgili minibusculer eshot otobusleri trafik sikisikli sebebi ile hizli gidemiyorlar ancak minibusler bagaja bile yolcu almak istedigi icin kagni gibi gidiyorlar hatta bazi noktalarda durup beklediklerine bile sahit oldum. saygilar
 
3. Yazan www.ozurlalilar.com.tr 23-10-2007 21:35 - Misafir - IP: 195.174.241.56
 
 
işte memleketin hali bizler urla izmir arası yolcu taşımacılığı yapan minibüscüleriz bizim çalışdığımız hattımız tam35km. bu mesafeyi 55.dakikada gitmekdeyiz ama bizleri çok yavaş gidiyolar diye urlanın yerel gazetelerine haber oluyoruz hem de kablumbağanın üzerine urla izmir yazarak bizimle alay etdiler. bir tarafda 10.km 55.dakikada esot diğer tarafda 35.km. 55.dakikada giden minibülerle alay ediyorlar bu yazınızı bizim yolcularımız okusunlarda minibüslerin kıymetini bilsinler...
 
4. Yazan Necil Toktay 23-10-2007 16:26 - Misafir - IP: 85.107.17.73
 
 
Ben her Alsancak inisimde bu hatti kullaniyorum, otomobil ile 30-35 dakika asgari olan seyahatin otobus ile 50-55 dakika surmesi cok anormal degil bence. Turkiye daha US$ 5000 seviyelerini yeni geciyor. metro da insaat halinde. muhtemelen birkac yil icinde biraz daha hizli hareket imkani bulunacak, kanaatindeyim.
 

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (4 Yorumlar)

 
< Önceki   Sonraki >

Site yönetiminden yorum sistemi hakkında açıklama:

Sayın Ziyaretçimiz. 5 yıllık yayın süremiz boyunca yorum modülümüzün işleyişi sizlere duyduğumuz güvene göre şekillenmişti. Bu süre boyunca % 99 oranında genel kurallara uygun davranılması sitemizin onuru oldu. (Bildiğiniz gibi bir çok internet gazetesi, yorum için "üyelik şartı" koyuyor, ayrıca yayınlanmadan önce denetimden geçiriyor.) Ne var ki, ziyaretçi sayımızın her geçen gün yükselmesiyle birlikte, bizim -yayından sonra yaptığımız denetim- son aylarda çok zamanımızı almaya başladığı gibi, -bizim müdahalemize kadar- sıkıntı yaratabilecek iletiler gelmeye başladı.

Takdir edersiniz ki, internet bir özgürlük alanıdır ama bu özgürlük kanunlarla ve yayın politikası tercihleriyle sınırlıdır. Bizim adresimiz ve kimliğimiz açık, herkes tarafından bilinir iken, yayınımıza yorumlarıyla dahil olan kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yaptıkları yorumların, hukuki ve manevi sonuçlarının site yönetiminin sırtında olduğunu vurgulamak isteriz.

Bu doğrultuda, gönderilen yorumlarda ip adresinin görünmesini sağladık. Yorum modülümüz üzerinde teknik çalışmamız devam ediyor. Sonradan müdahale yerine, yayından önce yönetici onayı istenecek biçimde sistemi tekrar düzenleyeceğiz. Bu düzenleme ve ek pratik/güvenli işleyişler hazırlandıktan sonra sitemizdeki içeriklere yorum göndermeniz mümkün olacak. Şimdilik gönderdiğiniz yorumlar sayfada görünmüyor.

Eminim sizler de, bir içeriğin altında yüzlerce yorum görmek yerine, seçilmiş, seviyeli, okunubilir uzunluktaki yazıları tercih edersiniz.

Durumdan dolayı özür diler, bilgilerinize sunarız.

UrlaOnline.Com

 Bugünkü gazetelerin 1. sayfaları...

URLA ŞİİRLERİ
Güneşi çağırdım

Az sonra gelecek    Urla 'nın sokak aralarında..

Ali TEKMİL

SIIR KÖSESI
SEVİLMEK İSTERİM
Ümran ÇETIN

  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.