Advertisement
21 11 2008
 

New York 'ta Türk farkı PDF Yazdır E-Posta

NEW YORK’TA TÜRK FARKI

İşte budur. Hafize, eğer kamyon şoförü olsaydı, koltuğun altından uzunca bir demir levye çıkarırdı. Bir markette olduğu için farklı bir tedbir alınmış. Olası bir hırsızlığa karşı tezgahın altında, sopa falan değil, “balta” hazırda bekliyor. Hani, -New York’ta oduncu olmaz da- bir marangoz olsa “balta” yakışır, ama orası bir market, Hafize Şahin ‘in kontrolünde olan küçük bir Türkiye.


Amerika ‘da polis, hırsızlara direnilmemesini, -olası tehlikeleri bertaraf etmek için- istediklerinin verilmesini öğütlüyormuş. Oldu mu şimdi… Aleni bir şekilde topluma “kötüye teslim ol” çağrısı yaparsan, önüne gelen soyguna yeltenmez mi !


Öğüt bir yere kadar... Hafize tezgahın altından “baltayı” sıyırması ve yarım boyuyla, Kara Murat gibi hırsıza savurması Amerikalıları şok eden bir cesaret olmuş. Hafize ‘nin haberi Amerika ‘daki tv ve gazetelerin ilk sıralarında yer aldı.

Bacımızın, bu Türke özgü refleksinden yola çıkarak, “tehdit” ve risk unsurunun Türk insanına ne kadar söktüğünü, sökeceğini aramaya niyetliyim.


Bana kalırsa, Hafize, genlerinde bulunan bir refleksle kararını verdi ve kendini riske atarak saldırıyı defetti. Bunu bir Hollandalı da yapmazdı, bir Alman da… Hele Amerikalı, saldırı ve savunma hallerini sadece beyaz perdede izlediğinden; tanrının kahramanlığı sadece -Arnord Schwarzenegger, Silvester Stallone gibi- özel isimlere verdiğini düşünüp oturur oturduğu yere.


Bir düşünce deneyi yapacak olursak; Amerika ‘nın market hırsızları gelse, diyelim Karadenize yerleşse… Ve eski mesleklerini icraya kalkışsalar… Söyleyeyim; 4 ayı bulmadan Türkiye ‘de bu çeşit hırsızlığın yapılamayacağını anlayıp geri dönerler.
Uşaklar, efeler, dadaşlar… Anadolu toprağının genleriyle hayata katılmış çoğu insanın tahammül çizgisinin sınırı ve özellikleri farklıdır; o sınır aşıldığında bedenin yönetimi otomatiğe bağlanır. Bu ön beynin kontrol yeteneğini yitirip, görevi tamamen duygusal beyne terk ettiği andır. O andan sonra, ne ölüm korkusu, ne hapishane, ne sürgün… Hiçbir güç, o reflekse karşı koyamaz. Yeter ki, kendi bilincinde haksız bir saldırıya maruz kaldığını hissetsin…


“Sağduyu” çağrıları bu yüzden bizim ülkemizde sıkça yapılır. Hani, -böyle bir şeyin varsayımı bile çirkin geliyor insana ama- ola ki, bir başka devlet Türkiye ‘yi ele geçirse, -diyelim askeri üstünlük de sağladı- “normal hayata” geçildiğinde ne olur ? Bunun da yanıtı basit; YÖNETEMEZ. Sus payı, kişi başı geliri 20 bin dolara yükseltse de yönetemez. Sonunda tek çaresi geldiği yere, zararıyla birlikte geri dönmektir. Ben, bu bilgiye dünyanın tüm emperyalist ülkelerinin de sahip olduğunu düşünüyor, o yüzden vatan ile ilgili kaygılara çok kapılmıyorum. Türkiye ‘de yaşayan insanların, Singapur da yaşayanlardan, Tayland ‘da, Ürdün ‘de, Fas ‘ta yaşayanlardan farklı olduklarını herkes görebilir. Tamam, diğerlerinin yanında eksik yanlarımız da vardır ama buradaki konumuz; var olma sürecinde kişinin kırmızı hatları ve kendisine yüklediği sorumluluk


Başımızdaki otorite ister babamız olsun, ister başbakan, ister kral, ister padişah… Arap ülkelerinde, yabancı gücün kralı ele geçirmesi tüm ülkenin insanını dize getirmesi anlamına gelebilir… Biz ise, -yabancıya bile bırakmadan- damarımıza dokunduysa kendi "padişahımızı" bile indiririz aşağıya.

Şartlar ne olursa olsun, yönetim her zaman bizde, başımızda bizden ve bizi fazla sıkıntıya sokmadan yönetecek birisi/birileri olur, olacaktır. Bunun şifresi Hafize bacının refleksinde görülebilir.


Türkiye tepeden tırnağa Hafize doludur. Benim asıl korkum Amerika ile ilgilidir. Amerikan polisinin insanlarına öğütlediği “teslimiyet”; tepeden tırnağa ABD yönetiminin de “yaşama verdiği yanıt” ise pek tehlikelidir. İkiz kuleler saldırısına Amerika ‘nın verdiği yanıt nedir ? Terörü en büyük düşman ilan edip, terörü görmezden gelmesi nicedir ? Afganistan ‘a yerleşip global terörün en büyük besin kaynağı uyuşturucu üretimine ses etmemesi niyedir ?


ABD aslında büyük bir şans yakaladı, farkına varırsa…
Giresunlu, 1.52 m boyunda 41 kilo olan Hafize Şahin, yeni seçimleri beklemeden, derhal ABD nin başına getirilmelidir. Hafize ‘nin, insanları mantık budalası etmeyeceği kesin… Kimse onunla alay da edemez; meydan okuyana çeker zulasından baltasını… Şaka etmiyorum, devlet yönetmek tv lerde “güzel laklak” yapmaktan öte “özel bir kişisel duruşun”, silsileyle tüm karar organlarına ve topluma yayılmasını beklemekse, Hafize ‘nin yanında Bush ‘un lafı olmaz

Atalay Ergezen

28.10.2007 tarihli Akşam Ege 'de yayınlanmıştır


Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Güvenlik kodunu yanlış yazıp gönder tuşunu bastıysanız, yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.


Okunma: 1223 | E-Posta

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. Yazan Ayten Riziko 30-10-2007 20:04 - Misafir - IP: 89.205.21.195
 
 
Mantık, silaha karşı baltayla direnmenin imkansızı istemek ile eşdeğer olduğunu söyler. Yazar'ın belirttiği gibi "risk" sevmek bizler mahsus bir durum. Akılla açıklanamayacak bir durum. Öğünülecek birşey değil. Bu salaklığı gören zanlı besbelli garibime acımış.!
 

v.1.4.6

All right reserved

Yorum yaz (1 Yorumlar)

 
< Önceki   Sonraki >

Site yönetiminden yorum sistemi hakkında açıklama:

Sayın Ziyaretçimiz. 5 yıllık yayın süremiz boyunca yorum modülümüzün işleyişi sizlere duyduğumuz güvene göre şekillenmişti. Bu süre boyunca % 99 oranında genel kurallara uygun davranılması sitemizin onuru oldu. (Bildiğiniz gibi bir çok internet gazetesi, yorum için "üyelik şartı" koyuyor, ayrıca yayınlanmadan önce denetimden geçiriyor.) Ne var ki, ziyaretçi sayımızın her geçen gün yükselmesiyle birlikte, bizim -yayından sonra yaptığımız denetim- son aylarda çok zamanımızı almaya başladığı gibi, -bizim müdahalemize kadar- sıkıntı yaratabilecek iletiler gelmeye başladı.

Takdir edersiniz ki, internet bir özgürlük alanıdır ama bu özgürlük kanunlarla ve yayın politikası tercihleriyle sınırlıdır. Bizim adresimiz ve kimliğimiz açık, herkes tarafından bilinir iken, yayınımıza yorumlarıyla dahil olan kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yaptıkları yorumların, hukuki ve manevi sonuçlarının site yönetiminin sırtında olduğunu vurgulamak isteriz.

Bu doğrultuda, gönderilen yorumlarda ip adresinin görünmesini sağladık. Yorum modülümüz üzerinde teknik çalışmamız devam ediyor. Sonradan müdahale yerine, yayından önce yönetici onayı istenecek biçimde sistemi tekrar düzenleyeceğiz. Bu düzenleme ve ek pratik/güvenli işleyişler hazırlandıktan sonra sitemizdeki içeriklere yorum göndermeniz mümkün olacak. Şimdilik gönderdiğiniz yorumlar sayfada görünmüyor.

Eminim sizler de, bir içeriğin altında yüzlerce yorum görmek yerine, seçilmiş, seviyeli, okunubilir uzunluktaki yazıları tercih edersiniz.

Durumdan dolayı özür diler, bilgilerinize sunarız.

UrlaOnline.Com

 Bugünkü gazetelerin 1. sayfaları...

URLA ŞİİRLERİ
Güneşi çağırdım

Az sonra gelecek    Urla 'nın sokak aralarında..

Ali TEKMİL

SIIR KÖSESI
SEVİLMEK İSTERİM
Ümran ÇETIN

  Atalay Ergezen ® 2006
  Reklam | İletişim | Künye
Site içeriğine katkıda bulunmak için tıklayınız.    Teknik soru ve önerileriniz için tıklayınız.